MEMLEKET MANZARALARI

MEMLEKET MANZARALARI
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 15 Mart 2020 21:26
altGecenin bir yarısı anonslar yapılmış, yurtta kalan çocuklar acilen yataklarını boşaltmış... Yerlerine umre ziyaretinden dönenleri yerleştirmişler. Ancak karantina altına alınan umreci vatandaşlar yurtların ahır gibi olduğunu söyleyerek tepki göstermişler. Hasta değillerse de hasta olma korkusuna kapılmış olmalılar. Haklılar, ibadetlerini kirli ortamda nasıl devam ettirecekler? Biraz 5 yıldızlı otel konforu beklemişler, umreDe kaldıkları lüks yerleri özlemişler. Fakir fukara çocuğunun kaldığı yerlerde lüks ne arar yahu dememişler. Biraz fazla hassas dönemler, 14 gün boyunca evlerine de gidemeyecekler... 
"Umre'den dönenler kesinlikle evden çıkmayın, kul hakkına girersiniz". diyerek diyanet başkanı da kendilerini uyarmış... Keşke daha önceki kafileler içinde  bu titizlik gösterilseydi. Şimdi yanlarında hurma, zemzem getiriyorlar. Onlara ne gibi tedbir uyguluyorlar, bilemiyoruz.  Yakınlarını da göremeyecekler 14 gün boyunca, velhasıl sabır gerektiren bir durum... Rabbim ziyaretlerini kabul buyursun... 
"Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler." Araf Suresi 34... 
Can korkusuna eve kapandık, kendi kendimizi karantinaya aldık. Her birimiz kolonya kokuyoruz... Marketlerde kolonya bırakmıyoruz, kolonya üreticilerini zengin mi yapıyoruz?Kolonya demişken; korona virüs vesilesiyle zehir tacirleri de işlerini ilerletmiş, kolonyalı mendil satışı yaparlarken arasına uyuşturucuyu gizlemiş... 
AMAN DİKKAT!
Hırsızlar, dolandırıcılar da boş durmuyorlar... 
Trabzon'da yaşanan olayda "Sağlık Bakanlığından geldik" diye zilleri çalıp, kapıyı açan ev sahiplerini spreyle bayıltıp, vatandaşların eşyalarını çalmışlar. Vay uyanıklar, haram kazancı nasıl da keyifli yiyebiliyorlar...Aman dikkatli olalım, kapımızı en yakınlarımız dışında mümkünse kimseye açmayalım. Gerekli olmadıkça bakkala, marketlere de koşmayalım. Parayla pulla şu sıralar fazla oynaşmayalım. 
Bu virüs yirmiyedi derecede ölüyormuş. Yudum yudum sıcak su, çay vs için, boğazınız kuru kalmasın... Aman sakın dışarılarda çay-kahve içmeyin! Bardakları, fincanları nasıl yıkadıklarını bilmiyoruz, elalemin kirini yüklenmeyin...Birde pişmiş gıdalara ağırlık verin, meyveleri iyice yıkayın, kabuğunu soymadan tüketmeyin... Hepimiz bunları biliyoruz da, kimimiz uygulamada zayıf kalıyoruz. Bu bakımdan birbirimizi sıklıkla uyarmaya gayret ediyoruz. 
Koronanın bir iyi yanı varsa sayesinde aile ilişkilerimiz ilerleyecek, söz konusu evlerimizdeki  karantina durumunda eşler birbirlerini daha iyi tanıyacaklar. Anne-babalar, çocuklarının halleriyle belki daha yakından ilgilenecekler... Belki hep birlikte geçmişin güzellikleri yad edilecek... Ya da geçmişteki salgınlar konu edilip hallerimize şükredilecek... 
Durum gösteriyor ki artısıyla eksisiyle korona bir süre konuğumuz kalmaya devam edecek... Konusu uzun süre gündemimizde yer işgal edecek...
İyi Şeylerde Duyuluyor
Televizyon haberlerinde izledim... Bir vatandaşımızın evinin önünden motoru çalınmış, iyi yürekli insan ekranlara çıkarak hırsıza seslenmiş: "Hatanı affediyorum. İşin görüldüyse geri getir motorumu" demiş. Yurdum insanının çoğu çok şükür ki hala iyi niyetli... "İyiler sayesinde dönüyor dünya" der, dedeler-nineler...
Motoru çalınan kardeş, ben de bir şey diyeyim... Günümüzde sedana ses verilmez. Avazın gür çıksada karşıdaki netameliyse duysa da duymaz. Senin malın helalinse meraklanma, çalan onmaz. Dilerim iyi niyetin kötülere örnek olur ama pek sanmam. Neden derseniz, İstanbul'da kapkaççılara basın çantamı çarptırdığımda, Avcılar ilçesinde yayınlanan yerel gazetelere aynı iyi duygularla duyuruda bulunmuştum. Basın çantamın içinde milyonluk fotoğraf makinem vardı. Kapkaççılara  yüreklerini yumuşatacağımı umduğum ne cümleler döşendim. Lütfen çantamı getirin o benim ekmek teknem" bile demiştim. "Giden gelse deden gelir" sözünü o anlarda ben de unutmuştum. Meğer atalarca sözler, boşa söylenmemişler. 
Yine haberlerde dinledim... Bir baba korona korkusuna kapılıp, şüpheli bulunan kızını hastaneden kaçırmış. Bence kızı değil babayı karantinaya alsınlar, zira çocuklar sadece taşıyıcı ama büyük ihtimalle babaya da bulaşmıştır. Korkunun ecele faydası yok, vade yetmemişse kaçmaya hiç gerek yok... Varsa bir durum, evvelden bulunur çözüm... 
Mesela sars virüsü diye bir şey vardı. 2000'li yılların başında, o salgın çoğumuzca çoktan unutuldu. Korona şimdilerde başka konu oldu. Ekranlara konuşmacılar doldu. Hep de aynı zatlar, ülkemde varsa bir durum, hemen onlarla yapılır açık oturum... Ülke dışında yayınlanmış bir tek makaleleri yokmuş, lakin meğerse her konuda bilgilileri pek çokmuş... Emin olun hiçbirini izlemiyorum. Çizgi filmi bile onlara tercih ediyorum. Arada bir bazı haber kanallarına giriyorum. Haberleri izledikçe karamsarlığa kapılsam da sakince günlük yaşantıma devam ediyorum. Gerçekleri bakanlıkların sitesine falan girerek doğru kanallardan teyit ettiriyorum. Yetkili bildiklerim, halktan hakikatleri gizlemesinler yeter... Bu korona dilerim bir an önce tüm dünyadan gider... Görelim Mevlâ'mız neyler, neylerse güzel eyler... Ayfer AYTAÇ