Yaşlılar Yaşamasın

Yaşlılar Yaşamasın
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 24 Mart 2020 12:31
altSANKİ SEMADAN KORANA KOPMUŞ YERYÜZÜNDEKİ YAŞLILARIN YAŞAMA SEBEBİNİ SONLANDIRMAYA DURMUŞ... YOK ÖYLE ŞEY, BU SÖYLEMLERİ BİRİLERİ UYDURMUŞ...
Korona illetinin yaşlılar ve kronik hastalıkları olanlar üzerindeki ölümcül etkisi kesin, bu yadsınamaz. Lakin illetin çıkış noktası sema değil, Laboratuvarlar...Yaşlılar ölsün, dünya gençlerle yeni bir sürece girsin isteğidir kesin... Çünkü özellikle yaşlılar üzerinde etkili olan, yaşlıları hedef alan bir virüsün başka bir izahı olamaz... Virüs ortaya çıktıntan aylar sonrası herkes etkilenebiliyor, deniliyor. Ancak yaşlıları ve özellikle kronik hastalıkları olanları öldürüyor, diye de ölüm haberleriyle birlikte medyadan duyuruluyor. (Bu sebeple herkesi evlere tıktılar, acaba kendileri bu süreçte neler yapmaktalar. Allah bilir.)
 
Bu iş çığırından çıktı artık önlemi alınamıyor...
Yaşlıların ölmesi kimlerce isteniyor? Bana göre büyük devletleri yöneten, çoğu orta boylu ve yaşı 60'ı geçkin adamlarca... Hani ekranlarda bazen birliktelikleri bize de yansıtılan, o devlet başkanlarının bir araya gelerek basına kapalı yaptıkları toplantılar varya, o toplantıların birinde sunulmuş bir cin fikirdir bu... Adamlar savaşlarla yaptıkları toplu kıyımlardan, dünyayı kana bulayan vahşetlerden usanmış olmalılar, yeni bir yöntemle kolayca kalabalıkları hafifletme taktiği geliştirmek istemiştir. Hem böylece kendi namları da kötü anılmaktan arınmış olur. İyi fikir... (Neler olup bittiğini, her şeyin doğrusunu şüphesiz yüce Allah bilir.)
 
Sanırım kendilerinin de ölümlü olduklarını akıllarına getirme zahmetinde bulunmayan bu adamlar, kapıtalizm kafalılar. Bu cin fikriyatı koltuklarına kurulup kapalı kapılar ardında aldıkları kararları kara kaplı defterlerine kayde geçirtmiş olabilirler. O aldıkları karara göre ülkelerinin giderlerine hayli yük olan yaşlıların emekli aylıkları, hastalıklarındaki sağlık giderleri bir şekilde frenlenme yoluna gidilmiş olur.. Bunun içinde bilim adamlarına konu iletilmiştir. Ve bilimcilerin ilmiyle, bir virüs üretilir. Gribin en etkini, zatürrenin şiddete dönüştürülmesi gibi bir virüs yapılır. Sonra bu virüs allandırıldı, pullandırıldı. Çinliler örnek seçildi. Onlar aracılığıyla tüm dünyaya servis edildi. Olabilir mi, olabilir... 
 
Bu doğrultuda laboratuar ortamında üretilen virüs yaşlı insanları hedef aldı. Amaç buydu ve başarıldı.Yaşlılar kırılacak, gençler ve çocuklar bundan etkilenmeyecekti. Fakat işin şimdiki boyutlara geleceği sanılmıyordu. Bu işte bir gariplik var gibiydi. Evde yapılan hesaplar çarşıya uymadı. Dallandı budaklandı, plan dışına taşdı. Virüs herkesi kapsama alanına aldı. Doktorlar dahil pek çok insan bu koranadan korkar hale geldi. 

"BİZİ HAYATA TEDBİR BAĞLAR" diye; iyi niyetli olduğu kadar; hakikatten, ilimden, akıldan ve iz'andan son derece uzak bir söz çıkarmışlar... Doğrudur, tamam tedbir önemlidir ve hayâtîdir. Bunu inkâr eden yok. Lakin; takdir tedbiri bozar hakikati de bizim kadim bilgimizde varlığını devam ettiren bir düsturdur... Kul tedbirini alır, lakin hüküm Allah'a aittir. Unutmayın ki; tedbir aldınız diye Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz...

Evet; başta da belirttiğim gibi; iyi niyetli olduğundan zerrece kuşku duymuyorum bu sözlerin. Lakin müslümanlar ne zamandan beri, seküler aforizmalarla hayatlarına yön vermeye başladılar diye de sormadan edemiyorum...

Bizi yaratan, yaşatan ve hayata bağlayan; HAYY ve KAYYUM olan Cenâb-ı Allah'tır... Şu günlerde olsun biraz daha şuurlu olalım yahu ! 

 
BİZ UYUYORUZ, ONLAR UYUTTUK SANIYORLAR.
Aralık 2019'da Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan korona virüsü salgınından bu yana beş aylık bir zaman geçti. O gün bugün, çoğu yaşlı pek çok insanın yaşamı yitti...Dünya genelinde  korona virüslü pozitif vaka sayısı hudutları aştı. Yetkililer nasıl önlem alacaklarını şaştı... Yeni dünya düzeninin ayak sesleri bu şekil yakınımıza yaklaştı.
 
Tabi ki de tüm bunlar yüce Allah'ın izniyle gerçekleşti. Şüphesiz biliyoruz ki Rabbimiz Allah'ın izni olmadan yaprak bile kımıldamaz. Mülkün sahibi Allah'tır. Allah mülkünde kullarını dilediklerini yapmaları konusunda özgür bırakmıştır.  Kulu iyi ya da kötü bir şey ister, yüce Allah ol der, olur. Şu iyi bilinmelidir ki Yüce Allah'ımız sonsuz merhamet sahibidir, kullarına asla zulmetmez. 
"Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler."Yûnus Suresi 44. Ayet... 
 
Özellikle habibi, sevgili peygamberimiz hazreti Muhammed Mustafa'nın (sallallahu aleyhi ve sellem)ümmetine yıkıcı bir zarar vermez yüce yaradan'ımız.
Bunu nerden mi biliyoruz. Biricik kitabımız Kur'an-ımızdan okursanız bilirsiniz... Rabbimiz Allah'ımız habibi hatrına ümmetine azap eziyet etmeyeceğini buyuruyor. Hatta kendisine inanmayan kullarının tövbe etmeleri halinde bağışlanacağını ayetle müjdeliyor.
Sen onların aralarında bulunduğun müddetçe Allah onları azaba uğratmaz; eğer onlar istiğfar/tevbe ederlerse Allah bu takdirde de onlara azap etmez.” (Enfal, 8/33) 
Şüphesiz Allah doğruyu söyledi...
Rabbimiz Allah asla vadinden dönmez. Dolayısıyla bu müsibet dünyalık hırsları olanların ürettiği bir beladır, kendi ayaklarına da dolanmıştır.
 
Bir hakikat daha: Rabbimiz Allah'ımız zaten yüzleri yere dönük, bir ayakları çukurda olan yaşlılara yönelik niçin böyle virüs göndersin? Dilediğinde yaşı 65 üzeri kullarını her an bir sebeple yanına alıverir. Ölüm için bir tökezleme bile yeter. Ölüm her an ensemizde ve ölme riskimiz her yaşta % 100 dür.
 
Mealini verdiğimiz ayette de ifade edildiği üzere, Allah insanlara hiç zulmetmez, fakat insanlar hür iradeleriyle kendilerine zulmederler. Kendi elleriyle yaptıklarıyla...
 
Evet. Biz inananlar şüphesiz biliyoruz ki Rabbimiz Allah kullarına asla zulmetmez! Kullar kendi azgınlıkları nedeniyle, kendi elleriyle bir musibete bulaştıklarında da, yüce Allah kulları arasında yaşlı- genç diye ayırım yapmaz, kurunun yanında yaş da yanar misali toplu helaklar yapar. 
 
Yüce Allah muhafaza buyursun... Şayet bu musibet yarın bir gün hepten yayılırsa, tedaviye yönelik ilaç ve doktor bulunmazsa, herkes bir yerlere kapanırsa ne yapılabilir? Onun çareleri üzerine kafa yorulmalıdır, sorunun çözümüne odaklanmalıdır. Tabi ki bu musibetin ortadan kalkması için dilimiz duadan uzak durmamalıdır. 
 
Yüce Allah ol dedi mi, biz acizlerce olamaz sanılanlar olur. Akan sular bile kurur. Sebepler hasıl eder Mevlamız her şeyde denge kurulur. 
 

Doğu’da “Hekimlerin Piri ve Hükümdarı”, Batı’da ise “Avicenna” olarak tanınan İbn-i Sina “El Kanun Fit Tıb” kitabında birçok hastalığa karşı çözüm önerileri sunmuştur.

İşte İbn-i Sina’nın insandan insana bulaşan bu salgın hastalıklara karşı çözüm önerileri;

- SİRKE ile temizlik yapın. Ellerinizi, bulaşıklarınızı ve kıyafetlerinizi mutlaka sirke ile yıkayın.

- Birlikte dolaşmayın. Beş on kişi bir araya gelerek kalabalıklar oluşturmayın.

- Pazarları terk edin.

- Paraları bırakın.

- Toplu halde ibadet etmeyin

- Salgından korkmayın, hastalıktan sakının, hastalarınızı terk etmeyin.

- Evinizde oturun ve NEŞELİ olun. Hastalık neşeden kaçar.

Peygamberler de insan sağlığına önem vermiş ve insan hayatını tehdit eden bulaşıcı hastalıklarla kendi dönemlerinin şartlarına göre mücadele etmişlerdir. Nitekim bu durumla ilgili Hz. Muhammed Mustafa (sas) şöyle buyurmuştur. “Allah Teâlâ Hz.leri hastalığı da ilacı da indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç var etmiştir. Öyleyse tedavi olun. Ancak haram olan şeyle tedavi olmayın”

“Sirke ne güzel bir katıktır”
İbn-i Sina’nın tüm tavsiyeleri aynı zamanda efendimizin Hadis-i Şeriflerinde de karşımıza çıkıyor. Misal Sirke ile alakalı Efendimiz (sas) “Sirke ne güzel bir katıktır. Allah’ım! Sirkeyi bereketlendir. Zira sirke benden önceki peygamberlerin de katığı idi. İçinde sirke bulunan ev, katık sıkıntısı çekmez.” Buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz (sas) bu konuda en önemli tavsiyesi ise; “Şayet bir yerde veba (bulaşıcı hastalık) olduğunu işitirseniz oraya gitmeyin. Sizin bulunduğunuz yerde meydana gelmiş ise oradan da ayrılıp çıkmayın.” şeklindedir.

Tüm Hastalıkların üzerimizden uzaklaşması için dualarda buluşalım. Dua Mümin'in silahıdır, her koşulda bu silaha sarılmaktan geri durmamalıdır. Yadsı ezanından sonra camillerde, minarelerden semaya yükselecek dualar başlatılacak denildi. Duyunca, durumu beğendim. Ama çevremdeki hiç bir cami minaresinden bir tek yakarış nidası duymadım. Hocalar samimi dualarını banda alsalar, kaydı hergün minarelerden duyursalar. Dinleyenlerin maneviyatlarını yükseltseler çok anlamlı olur diye düşünmekteyim. Her şeyin hayırlısını dilemekteyim. Herkes bir kere gelme şansı bulduğu bu dünyada doya doya yaşasın. Sağlıklı günlere erişmek temennisiyle... 
Ayfer AYTAÇ