Su Ve Toprak

Su Ve Toprak
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 14 Aralık 2020 08:31
ÜRETİCİ YAĞMURA SEVİNDİ 
“SİZ YİNE DE TEDBİRLİ OLUN” 
 
alt"Yağdır Mevla’m Su” yun arazide yaşanan hikâyesi 
 
Önce hafiften havada bulutlar yer değiştirmeye başladı. Sonra yelle beraber bir uğultu duyuldu. Ardından fırtına koptu. Gök gürledi, şimşekler çaktı... Geceden bu yana yağmur yeryüzünü kapladı... Ağaçların yapraklarının sonda kalanları yerlere serpildi... Ardından evlerin camları zangırdamaya başladı. Fırtına artmıştı. Pencerelerden görülen tek tük ağaçların üzerine tünemiş kuşlar, yuvalarına uçamıyorlardı. Yaprakları dökülmüş, çıplacık kalmış insan misali sessiz ağaçlar, dallarına tutunmuş kuşları sert rüzgardan korunmaya gayret ediyorlardı. 
 
Sonrasında boran girdi devreye, sağanak halinde indi gökten sular. İnsanlar bulunduğu alandan çıkamaz oldular. Bu insanların bir kısmı bir kaç gün öncesinde yağmur duası ediyorlardı. Dualarının kabul oluşunun sevinci yüzlerinden seziliyordu. Yine de yağmur altında yürümeye çekiniyorlardı. Ne de olsa, mevsim sonbaharın, bitişi, kışın başlangıcı sürecindeydi. Cadde üzerinde taşıtlar seyir halinde. Arabası olanlar dışında sokakta bulunanlar saçak altlarına dizildi... Gideri olmayan yollar sel görüntüsüyle çok rezildi...
 
Hafta başında yağan şiddetli yağmur bizim Akdeniz bölgesi yaşayanlarına mağduriyet yaşatmış olsa da üreticiyi çok fazla sevindirdi. Kuraklıktan yakınan ve ürünlerinin tarlada susuzluktan kuruduğunu dile getiren köylüler gökten gelen suyun bolluğu nedeniyle, neredeyse Bayram coşkusuyla sevindiler. Ama bu yağmur bol yağdı, arkası da gelir, düşüncesiyle siz yine de savurganlık yapmayın. Suyu tarlayı çürütecek kadar bol değil, idareli kullanın. Tedbiri elden bırakmayın… SU ve TOPRAK birbirine hasret kalmasın… 
 
 
Bilindiği gibi göllerimizin, barajlarımızın, göletlerimizin, akarsularımızın kaynağı pınarlarımızın ve yer altındaki sularımızın anası yağmur ve kar. Yağmur ve kar çok yağdığında göller, göletler kadar yer altı kaynakları beslenir, meyve ve sebze bahçelerini oluşturan araziler sulanır. Elektrik üretilir, gereksinim duyulan yerleşme bölgelerine su verilir. Böylece su iyi kullanılmış, insanlar rahat etmiş, kazançları artmış, bolluk, bereketten yararlanmış olur. Su, ülkeyi de, insanları da refaha götürmüş olur. 
 
Akdeniz illerinde ve yörelerinde geçtiğimiz yaz mevsimine kurak girilmesi ve yaz boyunca yağmur yağmaması nedeniyle, pek çok yerleşim yerinde yer altına matkap salarak sondajla su çıkarılmasına çalışılmıştı. Suyu bu şekilde bulabilenlerde, daha sonra elektrikle çalışan dinamolarla yeryüzüne çıkardığı suyu arazisine yönlendirerek, bahçesinin susuzluğuna çare oluyordu. Köylü zor şartlarda ürettiğini pazarda tüketiciye pahalı satma durumunda kalıyordu. 
 
Hafta başında yağan yağmur ürünleri olduğu kadar, umutları da yeşertmiş oldu. Barajlar nispeten su aldı. Göllerin seviyesi bir nebze olsun yükseldi. Artık üretici yağmurdan dolayı mutlu, bu durumda tüketici de üretileni mevsim değerleri içinde almak ve sebze ve meyveyi doyasıya yemek istiyor… 
 
Bir zamanlar bizim bölgenin topraklarının tamamına yakını bozkır gibiydi. Akarsu kıyıları dışında ağaç görmek mümkün değildi. Bizim yöremizdeki bu topraklara sadece arpa, buğday, çavdar ekimi yapılırdı. Günümüz de “Su akar, biz de bakar” anlayışı değişti. Devlet, Devlet Su İşleri kanalıyla pek çok kaynaktan sağlanan su, çiftçiye kullandırılmaya başlandı. 
 
Kuraklık va susuzluk çiftçi vatandaşın korkusudur, karabasanıdır. Gökten yağmur ya da kar yağdı mıydı, işte o zaman çiftçi vatandaşın keyfine diyecek olmaz. O yıl bolluk, bereket yaşanır. Bir de DSİ’nin kanallarından, kanaletlerinden köpük köpük sular aktı mıydı, bu sular yangın meyve ve sebze bahçelerine salındı mıydı, bol sebze ve meyve yetişir, çarşıya pazara getirilir, ucuzluk olur. Bu bolluktan, bereketten üretici çiftçi vatandaşta kazanır, tüketici halk da kazanır, sonuçta herkes karlı çıkar… 
Akdeniz DSİ Bölge Müdürlüğü’nün kapsamına dahil iller ile ilçe ve kasabalarında sulanan araziler ile, kullanılan sular rakamlarla açıklandığında DSİ’nin önemi daha iyi anlaşılmış olur. 
 
HAYATIMIZIN BAŞLANGICI: SU 
 
HAYATIMIZIN BAŞLANGICI: SU 
 
“ Yağdır Mevla’m Su” yun arazide yaşanan hikâyesi "
 
Su, her canlının yaşam başlangıcıdır. Su olmazsa yaşamda olmaz hayatta. Biliriz ki; yaşam için başka şeylerde gerekli, ama SU ilk sırada yer alır. Örneğin para çok olmuş, su olmamış neye yarar, paranın satın alamayacağı şeylerin başında susuz hayat gelir… Suyun bu denli önemli olduğunu, yaşamamızı sağladığını her fırsat hepimiz biliriz de ne yazık ki, idareli kullanmayı beceremeyiz… 
 
Suyu geçmişte ve günümüzde, kilometrelerce uzaklarda arayanları bir inceleyelim: 
 
Türkler asırlarca önce, yurt ve mülk edindikleri geniş Orta Asya toprakları üzerinde yaşamlarını sürdürürken, Türk’ün Anayurduna yağmur yağmaz, akarsular akmaz, pınarlar topraklara su vermez olur… Susuzluk ve kuraklık hayatı tehdit eder. Bir damla suyun önemi, Orta Asya’da, Türk Anayurdunda çok iyi anlaşılır. Çünkü atların, sığırların, ineklerin, keçilerin, koyunların otladığı uçsuz bucaksız otlaklar, meralar kurumuş, karşılığında uçsuz bucaksız çöller oluşmuştur. Yani yaşam tersine dönmüştür. 
 
Henüz o zamanlar “YAĞDIR MEVLAM SU” diye bir türkü de yoktur. Bitmez tükenmez yollar Hazar denizinin güneyinden ve kuzeyinden “Bir damla su” sayıklamasıyla yürünür. 
Türkler ne yapmışlardır? Anayurtları Orta Asya’yı terk edip yollara düşmüş ve bir damla su için batıya, buralara gelmişlerdir… İşte o damla suyun ardında Moldavya’da Gökoğuz Türkleri, Fillandiya’da, Macaristan’da ve Amerika’da (Kızılderililer) Türk soyundan gelen insanlar vardır. Daha pek çok soy ve ırk vardır. Bir su uğruna insanlık yerini yurdunu değiştirebilir, çünkü yaşaması o suya bağlıdır… 
 
BİLİM GEZEGENLERDE SU ARIYOR 
 
Herkes gibi, uzay araştırmalarına ilgim büyüktür. Özellikle kısa adı NASA olan Amerikan Uzay Merkezi’nin uzay faaliyetlerini ve uzay programlarını, yayınladıkları bilimsel açıklama, makale ve diğer yayınlarını yakından takip ederim. 
Zaman zaman televizyon haber bültenlerinde de duyuyoruz, NASA’nın uzaya yeni bir füze fırlattığını söylerler. Peki, Amerika’da NASA çatısı altında toplanmış olan bilim adamları, duruma göre fırlattıkları füzelerle uzaya ve diğer gezegenlere insan ve araştırmacı robot göndererek sizce buralarda ne arar? Bana göre SU… Dikkat buyurun, gezegenlerde su aranıyor; Yani hayat aranıyor, zira suyun olduğu yerde yaşam sağlanabilir. Gezegenlerde insanın yaşayıp yaşayamayacağı, canlı unsurların var olup olmadığı su belirtisinden anlaşılır…
 
SUYUN BİLİMSEL TANIMINA GELİNCE: 
 
Su, hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşan gaz olup, sıvı ve katı halde bulunabilen maddedir. Doğada en bol bulunan ve canlı yaşamının sürmesi için gerekli olan bileşiklerden biri olan su, insan, bitki ve hayvanlardaki hemen her süreçte yer alır. Su birçok maddeyi çözebilmektedir. 
Ve bu çok önemli bileşiği, suyu ülkemizde Devlet Su İşleri Teşkilatı çok iyi korumaktadır ve çok dikkatli kullandırmaktadır. Aslında suyun kullanım sınırı yoktur. Su insan, bitki, hayvan olsun yaşamın her safhasında yer alır. Bu bakımdan gelecek kuşaklara susuzluk yaşatmamak ve onları su adına 
yerlerinden yurtlarından etmemek adına her birimiz suyu idareli kullanmalıyız. Ve onu Yüce Yaratan’dan şarkılarla, türkülerle değil, dualarla istemeliyiz. Allah bolca verdi mi de kıymetini bilip, sularımızı korumalıyız. Hoyratça kullanmamalıyız. Gelecek neslin hakkına girmemeliyiz. Haddimizi aşmamalıyız. Dahasını demeye gerek var mı? Özetle, evde, gölde, pınarda, denizde, barajda nerede su varsa sahiplenelim. Tükenmemesi için üzerimize düşeni yapalım. Suyun olduğu yerde hayat oluyor, hava temiz oluyor, meyve sebze, her türlü ürün verimli oluyor. Yaşamımıza yönelik denge böyle sağlanıyor. Sulak yerlerde gözümüz, gönlümüz mutlanıyor, muhteşem manzaralar bulunuyor maşallah... Allah muhafaza etsin de, inşallah hiç susuz kalmayalım.
 
Susuzluk ormanları da tüketir. ormanlar sanayiye dönüşürse bu çeşmelerden ne Akar,siyanür Siyanür altın arama ve fotoğrafçılıkta kullanılan çok kuvvetli bir gram insan öldüren zehirdir unutmayın toprağa karışırsa havaya karışırsa zehir yağmurlar yağar hem yeraltı sularını hem Çam ormanlarını zehirler bunu bilin bilmeyen de öğrensin, dağlar taşlar ormanlar Sanayi olursa onlardan çıkan şehir genellikle siyanür ve maden tozu mermer tozu Bunlar çok tehlikeli canlıları öldürür ota karışır hayvanları öldürür. Suya karışır insanları öldürür tüm tabiatı öldürür yazıklar olsun 1 ton altın versem bir ton su alamazsın ayağınızı denk alın yandım anam deriz.
 
aşırı sıcak var.sularımızçok buhar oluyor,sularımızı dikkatli kullanalım
susuz kaldınızmı hiç* Biz çocukluğumuzda çok susuz kaldık. Cami avlusundan testilerle içme suyu, kovalarla çamaşır-bulaşık yıkama suyu taşıdık.
 
Dünyada hiçbir şey, su kadar yumuşak ve ince değildir. Fakat büyük kayalar gibi sert ve durağan şeyleri,sudan daha iyi başka güzel kıramaz ve parçalayamaz....Suyun olmadığı yerde barış yoktur,
Suyu kirletmek hayatı kirletmektir. lafın kısası suyunu bilerek kirleten suyuna sahip çıkmayan Bu vatanın sevmiyordur Bu vatanın evladı değildir,su yoksa hayat yok su yoksa canlı yok, hiçbir şey yok ayağımızı denk alalım.. 
-Su varsa hayat vardır suları bilerek kirletenler Bu vatanın evladı olamaz asla diyorum parayı kazanmayı biliyorsun neden arıtma yapmıyorsun fabrikada Atölyenin kirli suyuna.. su savaşları kapıda çünkü su rezervleri bitmek üzere. 
Küresel ısınma ve ölçüsüz kullanılan su da bitecek asıl o zaman değeri daha iyi anlasilacak ama geç kalmış olacağız. yandım anam diyeceğiz ama iş işten geçecek O güzel eller Eğer bulabilirse kuyudan iple su çekecek uzaktan kolay görünüyor bir kova doldurmak bile mesele...eğer ölçülü olmaya devam ederse, iklim felaket doğru yola çıkacağız. Bayan Doğa ' ya saygı duymamız lazım onsuz biz çok bir şey
Küçüklügüm de duyardım , zamanla su petrolden pahalı olacak derlerdi. (Devam edecek)
Ayfer AYTAÇ