Portakal Pahalı Deniyor

Portakal Pahalı Deniyor
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 17 Aralık 2020 14:02
MARKETTEN KİLOSU 100 LİRAYA KAHVE ALIYORLAR
PAZARDAN KİLOSU 10 LİRAYA PORTAKAL ALMIYORLAR
 
alt
Hiç paranız yokken, markete gidebilir misiniz? Ya paranız olacak cebinizde, ya da kredi kartınız cüzdanınızda bulunacak ki; ancak o şekil markete alış veriş için gidebilirsiniz, değil mi? 
Madem ekonomik kriz yaşıyoruz. Şehrimizde sayıları her geçen gün artan onca market, neden açılıyor dersiniz? 
 
Üstelik her market, her saat tıklım tıklım insan dolu görünüyor. Ailecek gelenler bile var. Hem birlikte olmanın, hem beraber alış veriş yapmanın tadını çıkarıyorlar bazı aileler. Bir çeşit vakit geçirme yeri haline dönüşmüş marketler, reyon aralarında gezinerek ürün çeşitlerini ve yenilikleri takip ediyorlar, bir yandan da ilgilerini çeken ürünleri satın alıyorlar. Her birinin eli tanesini 25 kuruşa aldıkları poşetler dolu olarak marketten ayrılıyor. 
 
İşte ben bunları gördükçe  "ekonomik sıkıntının yaşandığına pek inanmıyorum” desem, yalan söylememiş olurum. Kimse gücenmesin, ama ben gerçekten insanları anlayamaz hallere büründüm.
Marketlerde pazarlık yapma şansımız var mı? Bakkalımıza yaptığımız gibi, nazlanarak veresiye yazdırmamız mümkün mü? Asla böyle bir kolaylık verilmemiş müşteriye. 
 
Her üründe tek fiyat bulunuyor. Beğendiğini ‘gözüm arkada kalmasın’ gibisine bir şekil alıp çıkıyorsunuz. 
 
Pazaryerinden bir kilo portakal alamayan müşteri, marketten gramı bilmem kaça, kilosu 100 liradan satılan kahveyi rahatlıkla alıp çıkıyor. Üstelik alınan üründe Türk kahvesi değil. Yabancı bir markanın cafcaflı ambalajda sunumu, sizi tahrik ediyor. 
 
Televizyonların reklâm kuşakları da sizleri baştan çıkarmaya yetiyor. 
Beslenme düzenimizde bozulmuş hallerde. Portakal yemektense, kahve tüketiminin tercih edilmesi alternatif olmuş. Oysa şu mevsimde pazar yerlerimiz tonlarca portakal dolmuş. Kilo fiyatı 5 lira olanları da var. Her bütçeye hitap edebiliyor. Lakin vatandaşın bazıları portakal tezgahına dönüpte bakmıyor.
 
Köylümün ürettiklerini pazaryerinde birinci elden satıyor olması, insanlara artık itici geliyor.
Pazaryerlerindeki bolluğun, bereketin, ucuzluğun kış mevsiminde görülmesi cezp edici bulunarak değerlendirilmesi gerekirken; insanlar verilen onca emekle pazara getirileni pahalı buluyor. 
 
Belki de aracılara kazandırmak istemiyor. Yahut pazarda kredi kartıyla alış veriş yapılamadığından olabilir. Markette ne istersen al, limitin oranında karttınla ödeme yap çık. Yani bankaya borçlanarak kahve keyfi yapmak gibi bir şey. Bahaneler hey neyse; çoğunluk lüks tüketimin ardına takılmış, koşturmaca gidiyor. 
Ekonomimiz dışa akıyor, kimse bunun farkında değil. Olanlarsa, umursamaz tavırlarda geziniyor. Ben ve benim gibilerin bu gidişata ‘dur’ demesi yetersiz kalıyor; ancak üzüldüğümüzle kalıyoruz.
 
Ayfer AYTAÇ