Güdümlü Gazeteciler

Güdümlü Gazeteciler
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 26 Aralık 2020 11:03
Üç Tip Gazeteci Derledim
 
altBen günümüz basınında, bilhassa benim yöremdeki yerellerde üç tip gazeteci gözlemledim.Siz belki çevrenizde daha fazlasını duymuş, görmüşsünüzdür. 
Genelde de neler neler, var. Kimi kalemleriyle, kimileri dilleriyle nereden nerelere gelmiş gazeteciler hayli var. Dünde tanıdıklarımızın çoğu gazetecilik mesleğinin şemsiyesi altında yemiş, içmiş, gezmiş, göçmüşler. Ardında bıraktıkları mesleklerinin ne olduğu, nereye doğru gittiği umurlarında olmamış. Bizim umurumuzda mı sanki, hangimiz gazeteciliğin yozlaşmaması için ne yapabiliyoruz ki? 
Zaten bu meslek birazda yağlama yıkama için icat edilmemiş mi? Yazıyı bulan, matbaayı kuran, gazete çıkarmasını bilenin tüm amacı, öncelikle ülkeyi yönetenlerin menfaatine yönelik övgüler düzmek olmuş. Kral çıplak diye daha hiç bir 'arkalıksız' gazeteci yazamamış, kral yanlış yapsa da halka doğruymuş gibi yazı aracılığıyla aktarılmış. 
 
Bu bakımdan makam sahipleri ikdidarı elde eder etmez, makamlarını korumak adına medya gücünü arkalık edinmiş.Hâl böyle olunca makamın konumuna göre kalemini konuşturan gazeteciler, dünyanın her bir yanında çok görülmüş. Ben önce kendi çevremde bildiklerimden bahsedeyim, sizlerde daha farklılarını kendi gözlemlerinizle anlatabilirsiniz.
 
Uzun yıllar Anadolu Basını'na hizmet etmiş biri olarak, tiplerini, davranışlarını, karakter yapılarını aneliz ettiğim kimseler oldu. Bunların çoğunluğu siyasetçiler ve gazetecilerdi. Siyasetçilere başka zaman değinmek kaydıyla, bugün gazeteci bilinen tiplemelerden aklımda kalan üç tipi mesleğimin içinde tanıdıklarımdan tarif edeceğim. 
 
Birinci Tip: 
Gazeteciliği kendine meslek edinenler. Canla başla, mesleğin hakkını vererek sürdürenler. Gündüzüyle gecesi meslek aşkıyla karışanlar, mesai gözetmeyip çok çalışanlar. Öğünlerini atlayıp, haber atlamayanlar, meslektaşlarını atlatanlar, vakitle yarışanlar. Kafaları çalışanlar, masa başı haberden kaçınanlar. Doğruyu eğriyi araştıranlar, habere yalan katmayanlar.
(Bu konuda isimler verebilirim, özellikle Anadolu Basınının bilinmeyen cefakarlarıdır onlar. Ve çoğunun sarı basın kartı bile olmamıştır. Niceleri basın kartının süresizini alırken, onlar patronlarının ilgisizliğine uğramışlardır. Bunlar ekmek davası uğruna kendi haklarından bile vazgeçmişlerdir. İsmi duyulmamıştır nicelerinin; onlar kendilerini zaten biliyorlardır. Adları anılmakla yücelmezler.
Kendileri dürüst kimselerdir. Yanlışı yanlış, doğruyu doğru bellerler; doğru yoldan dönmezler.Lakin çevrelerinde pek sevilmezler. Gazetecilik mesleğinin etik kurallarına dikkat ederek, mesleklerini titizlikle sürdüren yahut bir sebeple 'Gerçek Gazeteci' olduğundan mesleğini yapamayan bu güzel insanları takdir etmemiz, kendilerine değer vermemiz gerekir. Ama o kadar sakin ve sabırlıdırlar ki, öne çıkmak istemezler. Alkışlanmaktan arlanırlar. Ne mutlu bana ki böyle ustaları örnek alarak mesleğimde başarılı bulundum ve onların yolundan giderek uzun süreli bu meslekte kalanlardan oldum.
 
İkinci Tip: 
Resmi bir kuruma atlamak için veya yağlı bir kapıda iş bulmak amacıyla gazeteciliği basamak yapanlar. Gazeteciliği ad ederek arkalık bulanlar, arkalarını sağlamlaştıranlar. Bu uğurda kırk takla atanlar, arkadaşını bile ispiyonlayıp satanlar olur.
(Bu tipe örnek çok isim vardır, genellikle ağızları iyi laf yapar, menfaatine yönelik fırsatları kapar. Örneklemeye isim vermeyelim. Ne desek de değiştiremeyiz, bal tatmaya alışmışlar, pekmezi burunlarlar. Konuşulurken iyi bilinirler, bu yüzden çevreleri çoktur. Lakin mesleki bilgileri pek yoktur.
Bunlar kendilerini gazeteci sanıp dururlar. Her arzularını bir telefonla gerçekleştirirler. Bu tipler, toplum içinde davranışlarıyla toplumun yozlaşmasına katkıları büyük olan kimselerdir. alt
 
Üçüncü Tip: 
Daha çok seçimler yaklaşınca kendileri sıklıkla siyasilerin çevrelerinde görülür, ayakları menfaate doğru yürür. Gözleri fırsat kollarken, dillerinden yağın en kalitelisi damlar. 
Şaklaban, şarlatan karakterleri vardır. Fakat belli etmezler, içten davranıyor sanılırlar. Bu sahte tavırlarıyla amaçladıklarına kolay erişirler, saman altından sinsice su yürütürler. 
Haber amaçlı gittikleri yerlerde çektikleri fotoğrafları bile pazarlarlar. Tepki göstereni sert bir dille azarlarlar. Doğruluğa karşı kırıcıdırlar, kandırıcıdırlar.
Siyaset çevresinde pek yamandırlar. İsimleri ortalıkta dardır, mesleki bilgileri de çok yavandır. Lakin kulaktan kulağa aktarılmış şöhretleri pek yamandır.
Şehirdeki yöneticilerince gazeteci bilinirler, bu ünvanla işlerini yürütürler. Fersiz kalemleri satılıktır, fiyatlarını kendileri belirlerler. Verdiniz mi parayı, istediğiniz sütünda yazdırırsınız yalanı. Bunlar için benim yorumum güdümlü gazeteciler olarak değerlendirmemdir. Paranın kölesi, insanlığın yüzkarasıdırlar.
 
(Bir de "kokmaz, bulaşmaz" tip de olanlar vardır. Biraz havalı görünürler, hafif rüzgarda dahi titrerler. Korkaktırlar, birine bulaşmaktansa sinmeyi tercih ederler. Fakat ben onları can sıkıcı bulduğumdan, arkadaşlık kurmam, dolayısıyla asıl huylarını yakından bilmem. Bu yüzden de haklarında daha fazla ahkâm kesemem.)
 
Benim belirttiğim güdümlü tipte olan sayamayacağım kadar çok isim geldi geçti bu ülkeden. Ve hala devam edenler, gençlere yanlış örnek olanlar mevcut. Onların izini takip edenlerden fırsatçılık için sıra bekleyenler, zaman kollayanlar sıklıkla görülür. Yalaka tipler o kadar belirgin ederler ki hallerini, valiyle konuşurken bile laubali davranışlar içindedirler. Ciddiyetsiz, görgüsüz, sulu, cıvık insanlardır. 
 
Bir insanın gazeteciliği meslek edinmesi ve mesleğini gerektiği gibi yapması alkışlanacak, destek olunacak bir davranıştır. 
 
Bir kişinin gazeteyi ve gazeteciliği başka bir işe geçmek için basamak olarak kullanmasınıda haydi normal sayalım (değildir, ama.) Diyelim ki bu kişi mesleğe heveslenmiş, içine girincede bu mesleğin kendine göre olmadığını anlamış. 
Ya da gazetecilikten kazandığı cüzi parayla karnı doymuyor olabilir. Bir vesileyle karşısına çıkan imkanı değerlendirebilir. Fakat mesleğini ad ederek edindiği çevreyi, kendine iş bulmaları konusunda kullanamaz. Bu durum başkasının hakkına kolayca konmaktır.
Bundan da öte, şarlatanlık yaparak gazeteci kisvesinde dolaşması, bir çıkar elde etmesi kadar çirkin görüntü olamaz. (Böylelerini her zaman kınamışımdır ve kendileriyle asla dirsek temasım olmamıştır.)
 
Mesele Şudur: Ben her önüne gelenin gazete çıkarmasına, gazeteci olmasına karşıyımdır. Gazetecilik mesleğinin yozlaşmasına, amacından saptırılmasına karşıyımdır. Siyasi gücünü yaymak isteyen, ihaleleri kapmak isteyen, ağa patron olmak isteyen artık önce gazete çıkarır oldu. Yağmur mevsimi olmadan dahi bir arkalık bulup mantar gibi çoğalıyorlar. (Şimdi dijital çağdayız, basılı yayınları kimseler okumuyorken, neden her gün bir yeni gazete çıkartılır, onu da anlamış değilim. Aslında hala güç göstergesi biliniyor, bu yüzden önüne gelen basın mensubu olmaya gayret edior.)
İşsiz olan, tembel olup hazır lokma kapmak isteyen, itibar görmek isteyen, işini yürütmek dileyen günümüzde önce gazeteci oluyor. Bir de bunlar kolayca basın kartı ediniyor. Gazeteciliğin "G"sini bilmeyenler kartla onurlandırıldığından, gerçek gazeteci onlar sanılıyor. Üniversite hocaları bile bunların önünde ceket ilikliyor. Yerel medyada bunun örneği çok görülüyor. Bu durumda halkın gözünde gazete güçsüz, korkak, beceriksiz, çıkarcı insanlara kalkan oluyor. Gazetecikler de çirkinliklere paravan oluyor, öyle zannediliyor. Bunlar benim nezdimde ahir zaman alemetleri olarak biliniyor. alt
 
Ayfer AYTAÇ