خواب آن نرگس فتان تو بی چیزی نیست

خواب آن نرگس فتان تو بی چیزی نیست
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 17 Mart 2012 14:09

يكي بود يكي نبود غير از خدا هيچ كس نبود

Yekî bûd, yekî nebûd, gayr ez Hodâ hîç kes nebûd.

Bir vardı, bir yoktu, Allah'tan başka hiç kimse yoktu. 

Devlet büyüklerinden birinin oğluna çılgınca gönlünü kaptıran genç ve güzel bir kız vardı. Ancak bu vaziyetten oğlanın hiç haberi yoktu. Kızcağızın kederi git gide artıyor, kucağında ümitsizliği emzirerek kendi perişanlığını artırıyordu. 

 

Filhakika bu sevdâdan dolayı yataklara düşer oldu. Vücudu taş kesilir oldu, çünkü aşkını çok seviyordu. Oğlan ise bu sevginin tesîrini kavrayabilecek yaşta dahî değildi. İffetine müncer bir hayâ korkusu sebebiyle kız da ona gidip durumunu ibrâz edemiyordu. Ayrıca düşünüyor ve istiyordu ki, oğlanı böyle bir sürprizle karşılaştırmasın, zîrâ bilmiyordu kendisi oğlanın zevkine münasip düşen bir kız mıydı? 

Bu hâl epey müddet böyle berdevâm oldu. Daha fazla bu duruma dayanamayıp kendisine itimât ettiği, yüksek düşünceli, ileri görüşlü eskilerden bir kadına içini döktü. Yakındı, sızlandı, hayıflandı. Derken kadın ona, "Hâlini şiirle dile getir, niyetini ona imâ et" dedi.

Kız da defaâtle bu yola başvurdu. Ammâ oğlan bu şiirlerin hiçbirine dikkat etmedi. Oysa  zekî ve hassas birisiydi ve fakat böyle bir şeyin olabileceğini zannetmiyordu. Bu sebepten kızla konuşma ihtiyacı duymuyordu.

Nihâyeten öyle bir durum oldu, iş o raddeye geldi ki, bir gece bilvesîle ikisi karşı karşıya, rûberû, başbaşa olacak şekilde bir araya geldiler. O esnâda kızın sabrı tükendi, kalbinde bir ihtilâl ve bir zelzele. Yerinden oynayan kalbi ağzında iken kendini tutamayan kız oğlanın kucağına, koynuna girdi ve onun oldu. Yine de Cenâb-ı Allah bilir, inşaallah oğlan temizdi, iffetliydi, günahlardan uzak kalmaya çalışan birisiydi. Her neyse ki kız ayrılmak üzere yataktan doğruldu, oğlanın üzerine eğildi ve dudaklarından öptü. Sonra tek kelime dahî ifade etmeksizin keklik gibi, güvercin gibi uçtu gitti.

Bu duruma oğlan hayli şaşırdı, gücü takatı kesildi, serinkanlılığını kaybetti ve birden parlayıp hışımla, haşyetle gazaba geldi, eli ayağına dolaştı. Kız henüz gözden uzaklaşmadan ölümcül tuzaklara yakalanıverdi. Kalbinde bir ateş harlandı, nefes alıp vermesi sekteye uğradı, korku ve panikleri azdı. Kuşkusu çoğaldı, âsâbı bozuldu, huzursuzluğu büyüdü. O gece hiç uyuyamadı. Uykusuzluğu çoğaldı, çoğaldı ve üzerine boca oldu.

İşte kız ile oğlanın aralarında husûle gelen koca bir aşkın başlangıcı bu hâdise ile gerçekleşti. Ne ki gün geldi, uzaklık ellerini birbirinden kopardı.

"Arzu ederdim bir bıçakla kalbim yarılıp açılsın ve içine tüm mâhiyetinle sen yerleşesin, sonra da göğüs kafesimi tekrar kapatıp üzerinden derimi teğelleyeyim, böylelikle sen kesînkes orada bulunasın, başka yerde değil, sâdece orada yaşayasın"

خواب آن نرگس فتان تو بی چیزی نیست

تاب آن زلف پریشان تو بی چیزی نیست

Hâb-ı ân nergis-i fettân-ı tû bî çîzî nîst 

Tâb-ı ân zulf-i perîşân-i tû bî çîzî nîst

Nergise benzeyen fettân gözlerindeki mahmûrluk boşa değil

Darmadağın zülüflerindeki o bukleler boşuna değil

 

Devâm edecek... 

 

Târık İleri

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

https://www.facebook.com/ileritariq