Unuttuk Unutulduk

Unuttuk Unutulduk
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 02 Ocak 2021 13:50
Makale İçeriği
Unuttuk Unutulduk
Konu komşu
Tüm Sayfalar
alt
HAYALLERİMİZ BİLE HAYAL OLDU
 
Koronalı günler sebebiyle evlere tıkılmış gibi bir hayat sürdüreli beri, en yakınlarımız olan evlatlarımızı bile uzaktan, hatta görüntülü aramalarda ekranlardan görür olduk. Yakınlarımızdaki uzaklık oldular nice analar,  babalar. Özlemleriyle kavrulurken, sesleriyle avunur olduk. Sevdiklerimize sarılmayı unuttuk, evlatlarımızın, torunlarımızın tenlerinin kokularını unuttuk, sevmeye, sevilmeye, sıcacık buselere hasret kaldık... Maskeden gayrı mesafe koydular araya, elele tutuşmayı unuttuk. İyiye, iyiliğe dair ne varsa unuttuk, unutturulduk...
 
EN ÇOK DA SARILMALARI ÖZLEDİK,
ÖZLEDİKLERİMİZİ NE ÇOK ÖZLEDİK.
 
İnsanın uzakta olunca özleyenleri, sesini duyunca sevinenleri olmalı. Dağıldı çevremizden tüm sevenlerimiz, temassızlık kuralından dolayı gelmez, görmez, sesimizi bile duymaz oldular...
Eşe, dostta, akrabalara, ziyaretleri kestik. Misafir kabul etmez olduk. Konu-komşuya merhaba demez olduk. Kapılarımızın ardına gizlenir gibi, evlere gireli arayanımız, halimizi soranımız azaldı. Pek çok sevdiğimizin simalarını unuttuk. Maskeler altında gördüğümüz gözlerin anlamını çözemez olduk. Konuşmayı unutur olduk, gülümsemelerimiz maske ardında kaldı. Hissettiklerimizi, samimi tebessümlerimizi karşımızdakilere aktaramaz olduk. Aile bağlarımız sağlam sanıyorsak da, bu halde nereye kadar dayanıklığını korur bilemiyorum.
 
Markete gitmek için bile çift maske takarak evden çıkıyoruz. Asansörde bir komşuyla karşılaşsak, ya binmiyoruz asansöre, yahut yüzümüzü duvara dönüyoruz. Komşuyla tek kelime laf etmiyoruz ki, cevap alırsak 'koronası varsa onu da almış oluruz' kuşkusuyla, güya tedbirli olmaya gayret ediyoruz. Merdivenlerde rastlasak komşuya selam bile vermeden kaçar gibi ikişer basamak aşıyoruz merdivenleri...
 
 Akraba ziyaretlerini keseli neredeyse bir yıl oldu. Amcalar, teyzeler sülalemizde hangimize benziyordu, unutuldu. Kuzenler, yiğenler korona korkusu sebebiyle gelmez oldu. Kim hasta, kim sağlam bilnmez oldu. Evlenen, ev bark sahibi olan, işini kaybeden, yeni iş edinen, zorda kalan, darlığa düşen sorulmaz oldu. Dayımızın evine gidilmez oldu. yengemizin çayı içilmez oldu. Ağabeyimizin bahçesindeki Kırmızı, Pembe, Mor, Mavi, Sarı, Beyaz, Turuncu güller, görülmez oldu. Çiçeklerin kokularını da unutur olduk...
 
Koronadan korkumuza, koranadan korunma uğruna hayatımızda güzel olan, sevdiğimiz değerleri unutur olduk. Dünya değişiyor, yeni düzen böyle olması gerekiyor deniliyor, ama asıl Âlemlerin Rabbi Allah (celle celaluhu) ne buyuruyor bir bakalım.
 
Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:
 
"Allah'tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının" (en-Nisâ, 4/I)
 
"Onlar ki Allah'ın gözetilmesini emrettiği hakları gözetirler (akrabalık bağlarını devam ettirirler ve iyilikte bulunurlar); Rablerine saygı beslerler ve kötü hesaptan korkarlar... Fakat Allah'ın tevhit akidesini kabullendikten sonra onu bozanlar ve Allah'ın bağlanmasını emrettiği bağları koparanlar (akrabalık bağlarını kesenler) ve yeryüzünü fesada verenler var ya; işte bunlar, lânet onlara ve yurdun kötüsü Cehennem de onlara" (er-Ra'd, 13/21, 25).
 
“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere iyi davranın.”  Nisâ sûresi (4), 36
 
Hazreti peygamberimiz (sallalahu aleyhi ve sellem) de bu konuda şu uyarıyı yapmış:
 
"Akrabalarıyla ilişkiyi kesen Cennet'e giremez." (Buhârî, Edeb, 11 )
 
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
 
“Sizden biriniz din kardeşine rastladığında ona selâm versin. Eğer ikisinin arasına ağaç, duvar ve taş girer de tekrar karşılaşırlarsa, tekrar selâm versin. ” (Ebû Dâvûd, Edeb 135)
 
Daha dinimizle ilgili bilmemiz gereken neler neler var. Biz bu denilenlerin ne kadarını yapıyoruz, ne yazık ki, korona korkumuza korunma kılıfı uydurup, çoğunlukla yapamıyoruz. Acaba istenilen bu mudur, onu da tam bilmiyoruz. Hayırlısı olsun bakalım, diliyoruz.

 
 
Bu âyet-i kerîmede mü’minlere on görev verilmektedir. Bunlardan birincisi insana herşeyi esirgemeden vermiş olan Allah Teâlâ’ya ibadet etmek ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamak. Peygamber Efendimiz, bir hadîs-i şerîfte bu görevimizi, “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı” diye ifade buyurmuştur. İkincisi anaya babaya saygıda kusur etmemek ve onlara karşı evlatlık görevini yapmak. Evlatlık görevinin, kulluk görevinin hemen peşinden zikredilmesi üzerinde dikkatle düşünülmelidir. Üstelik bu sıranın daha başka âyetlerde de gözetilmesi son derecede mânalıdır.
 
Üçüncüsü akrabayı koruyup gözetmek ve onlara iyi davranmak. Yukarıda sözünü ettiğimiz önem sırası burada da söz konusudur. Ana babadan sonra kendilerine karşı ahlâkî sorumluluk taşıdığımız kimseler akrabalardır. Tanımadığımız birine yaptığımız yardım bir iyilik sayıldığı hâlde, akrabaya yapılan yardım iki iyilik sayılmaktadır.
 
Dördüncüsü yetimlere sahip çıkmak. Kendilerini himâye eden yakınlarını kaybetmiş olan yetimlere kol kanat germek, onlara sahip çıkmak insânî bir görevdir.
 
Beşincisi fukaraya yardım etmek. Zaruri ihtiyaçlarını giderecek maddî imkâna sahip olmayanların sıkıntısını gidermek, bu imkâna sahip olanların Allah’a şükran borcudur.
 
Altıncısı yakın komşuya iyilik etmek. Evi bize yakın olan veya hem yakın komşu, hem akraba, hem de din kardeşi olan kimselere el uzatmak Allah Teâlâ’yı hoşnut eder. Aşağıdaki hadislerde bu konu işlenecektir.
 
Yedincisi uzak komşuya iyilik etmek. Evi uzak olan veya akrabalık bağı bulunmayan yahut müslüman olmayan kimselere de yardım etmeyi dinimiz tavsiye etmiştir.
 
Sekizincisi yanındaki arkadaşa yardım etmek. Okul arkadaşı, sanat arkadaşı, yol arkadaşı, hatta hayat arkadaşı olan kimseleri koruyup kollamak makbul birer ibadettir.
 
Dokuzuncusu yoldan gelen kimseye ve misafire ikram etmek. Memleketine veya gitmekte olduğu yere ulaşabilecek imkânı bulamamış kimselere yardımcı olmak, onları yurtlarına yuvalarına kavuşturmak ne güzel bir iyiliktir.
 
Onuncusu köle ve câriye gibi himayeye muhtaç olanlara yardım etmek. Kölesi ve câriyesi bulunanlar, onları kendi kardeşleri ve birer Allah emaneti sayacak, yediğinden onlara da yedirecek, giydiğinden giydirecektir.
 
HADİSLER
 
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm:
 
- “Vallâhi imân etmiş olmaz. Vallâhi imân etmiş olmaz. Vallâhi imân etmiş olmaz” buyurdu.
 
Sahâbîler:
 
- Kim imân etmiş olmaz, yâ Resûlallah? diye sordular.
 
- “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse!” buyurdu.
 
Buhârî, Edeb 29; Müslim, Îmân 73. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 60
 
Müslim’in bir rivayetine göre ise:
 
“Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez” buyurdu.
 
Müslim, Îmân 73
 
Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
 
“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!” Buhârî, Nikâh 80, Edeb 31, 85, Rikak 23; Müslim, Îmân 74, 75. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 123; Tirmizî, Kıyâmet 50; İbni Mâce, Edeb 4
 
Hadîs-i şerîf 311 numaralı hadisle birlikte açıklanacaktır.
 
Ebû Şüreyh el-Huzâ`î radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:
“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!” Müslim, Îmân 77
Sabır, şükür, aklı selim ve sıratı müstakim üzere yaşanmış,  ibadetle süslenmiş seksen yedi yıllık bir ömür... Hacı Teyzemizin  akrabalık ilişkileri de çok örnek teşkil ediyor. Her zaman özellikle  bayramlarda, kandillerde, sağlıkta, hastalikta kısaca iyi günde, kötü  günde aranan, sorulan, sevilen,sayılan akrabaları ve çevresi tarafından  yalnız bırakılmayan bir insan. Kendisi de dostlarının ve yakınlarının  mutluluğunu,mutsuzluğunu paylaşan biri. Hacı Teyze akranlarının  kimsesiz,garip olmalarına hatta bakımevlerine bırakılmalarına çok  içerleyip üzülüyor. Diyor ki "Anne babalarına, aile büyüklerine sahip  çıkmayan, onlara gerekli ilgiyi, sevgiyi, şefkati göstermeyen kimseler  kendi sonlarını düşünmezler mi? Şimdiki zamanda yaşlılar dışarı,  köpekler içeri. Biz ahir zamanda yaşıyoruz Böyleleri yaptıklarının  hesabını Allah a nasıl verecekler?"
Efendim  bu Hacı Teyzemizin seksen beş yaşında erkek kardeşi var. Bu bey  yıllardır her sene memleketinden çıkar ablasını görmeye gelir. Onun  ziyareti yalnızca üç gündür. Sılayı rahim yapar ve döner. Bu beni çok  duygulandırır, düşündürür ve çok hoşuma gider. Artık zamanımızda böyle  güçlü aile bağları oluşturanlara yok denecek kadar az rastlıyoruz. Acaba  bunun temel sebebi nedir? Gerçek akraba kime denir, nasıl olunur?
Rabbim sizin ve böyle insanların ömrüne bereket versin. Cümlemizi uyandırsın. 
Merhum, çağın en büyük, en yüce, en muhterem hanımefendisi idi. Hiçbir akrabam bana başsağlığına gelmedi. İzahı mümkün değil. Bu kadar kadir kıymet bilmeyen, insanlıktan uzak yaratıklara ben nasıl akraba diyebilirim? Hatice Teyzenin akrabaları gerçekten takdire değer. Pırlanta insanlar. Allah hepsinden razı olsun. Hele erkek kardeşinin ilerlemiş yaşına rağmen muntazam ziyaretleri insanı ürpertiyor. İnsan gurur duyuyor. Allah hepsinden razı olsun.
İnsan kelimesi üns kökünden geliyor. Ünsiyet, beraber olmak, kaynaşmak, bir sevgiyi, bir güzelliği yaşmak demek. İnsanlar bu duyguları yaşadıkları kimselerle gerçek akraba olurlar, öbürleri hikaye. Allah cümlemize gerçek akrabalarla beraber olmayı, bir güzelliği, bir sevgiyi beraber yaşamayı nasibetsin.
 
Yine bir haftasonu,
 Yine pandemi,
 Yine yasaklar
 Ve ben, bildiğiniz gibi...
 Yazdan kalan bir gün, harika bir hava var dışarıda. lakin sokağa adım bile atamıyorum. Güneşin bağrında bayırlara doğru yayılmak istiyorum. Tıpkı küçük baş hayvanlar gibi, keçi gibi mesela, oradan oraya töngürmek istiyorum. Yapamıyorum.
 Balıkesir' den getirttiğim elliye yakın açık kök gül fidanı ve yirmi civarında köklenmiş çelik gülü toprakla buluşturuyorum.
 Bu yasaklı günlerde boş yere oturacağıma, yeni canları toprakla bıluşturuyorum.
Rabbimin verdiği canlara  yaşama imkanı sunmak tarifsiz bir zevk.
Allah nasip ederse Nisan ayında
Katmerli kadife güller,
Kırmızı, Pembe, Mor, Mavi, Sarı, Beyaz, Turuncu güller,
Avusturya Avlu gülleri,
Baston güller,
David Austin gülleri,
Gökkuşağı gülleri,
Kırmızı beyaz Türkiyem gülleri,
Otuza yakın çeşitli renklerde sihirbaz güllerim olacak.
 Hepsi tutarsa bir çiçekçide bile bu kadar çeşit gül olamaz.
Ben gerekeni yaptım. Topraklarını, torflarını, kök geliştiricilerini, keçi gübrelerini, azot, fosfor, calsiyum içerikli gübrelerini, solucan gübrelerini,
Kısaca ihtiyaç duydukları herbir şeyleri saksılarına koydum.
Sevgimi de harmanladım.
Aylarca bakımlarını da yapacağım.
Artık tutmazlarsa bu onların suçu bence.
 
EVET HANIMLAR MÜJDE... ARTIK O LANET KAYNANANIZIN YÜZÜNÜ GÖRMEK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ.... EŞİNİZ SİZİ ANNESİNİ ZİYARETE ZORLARSA, HEMEN BOŞANMA DAVASI AÇIN, ZİRA ARTIK BU AĞIR KUSUR SAYILIYOR... HEM TAZMİNATINIZI ALIRSINIZ, HEM DE ÖMÜR BOYU ALACAĞINIZ NAFAKAYI YENİ SEVGİLİLERİNİZLE ÇATIR ÇATIR EZERSİNİZ...

"Akrabalarıyla ilişkiyi kesen Cennet'e giremez." (Buhârî, Edeb, 11 )