Çin İşi

Çin İşi
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 28 Mart 2021 16:34
altAFERİN ÇİN
Bu pazar sabahı kahvaltı sonrası keyf çayımı içerken GC harfleriyle başlayan bir Çin kanalı izledim. Gördüklerime şaştım kaldım. İlk başta dikkat etmemiştim. Çince konuşuluyor zira, gerçi alt yazısında İngilizce açıklaması yapılıyordu ama ben İngilizcede bilmediğimden önemsemeden öylesine bakınıyordum. Çin, yeşili bol bir ülke. Mevlam oraya da güzellikler vermiş. tabiat bütün renklerini ortalığa sermiş.
 
Bir ara kumandayı elime alıp kanalı değiştirmeye yeltendim. Sonra rengarek bir dağ yığını dikkatimi çekti.Bunlar plastik şişeler, naylon poşetlerdi. Ne kadar çoklardı. Demek yeryüzündeki tüm plastikleri, su şişelerini toplamışlar, insanlık hayrına onları bir yere hapsedeceklerdi. "Oh be, Çinliler sayesinde artık dünya biraz nefes alıp rahat edecekti."
 
Acaba bu kadar plastik ve naylonu kim, nasıl toplamıştı. Tüm dünyanın tükettiği su şişeleri, kullandığı plastik kaplar, naylon poşetler, eskimiş rengi solmuş naylon terlikler, daha neler neler? Akla hayale gelmez şeyler, dünyanın her yerinden toplanıp buraya gemilerle getirilmiş olmalıydı. Plastiğin mahkumiyet hayatı Çin'de mi devam edecekti.
 
Hani yeryüzünü kirletiyor, doğada yüzyıllarca yok olmadıkları söyleniyordu ya. İşte yeryüzünün dört bir yanından toplanan atıklar, demek ki, tabiatı koruma adına Çin'e gönderiliyordu. Çin bu işte sanırım gönüllü oluyordu. Ne büyük fedakarlık. tarihten öğrendiklerimden Çin'i zalim ve gaddar bulurdum. Meğer onlarında ne büyük yürekleri varmış. Dünya halkı için kendi yaşam haklarından vazgeçmişler, plastik yükünü topraklarına sermişler. Bravo Çin'e, Çinliye; onlarda Allah'ın kulları dilerim plastik dağlarından zarar görmezler. Bir adaya hapsederler,bir daha oralara hiç gitmezler.
 
Ne iyi ettiler de bizimkilerde şu plastik kullanımını ülkemde azalttılar. Hatta poşet kullanımını ücrete bağladılar. Parası olmayana poşet verilmeyecek, dediler. (Para verene çokca var) Bu adamlar ne iyi yöneticiler... (Şuraya bir gülümseme koyalım.)
 
O da ne, kameranın açısı döndükçe plastik dağları büyüyor, irili ufaklı, heybetli olanı ürkütüyor. İlgimi çekiyor, plastik dağları.
 
Kanalı değiştirmekten vazgeçip pür dikkat seyre koyuluyorum. Dev kepçeler dağları eşeliyor, plastik kayaları parçalıyor, sonra bir yürüyen merdivenle bu parçalanan plastik yığınlar kazanlara dolduruluyorlar. Devasa kazanlarda renkleri ayrıştırılıp, aynı renkte olanlar karıştırılıp hamur halinde yoğruluyorlar. Ardından kocaman makinalara yayılan bu hamurlar, bir ucundan ufaklanmış olarak girdikleri yerden hamurlaştıkları makinalardan, kumaşa dönüştürülmüş olarak çıkarılıyorlar. İnsan gücü pek kullanılmıyor, teknoloji devreye giriyor, geri dönüşümün şahaserini gösteriyor. 
 
Sonra bu kumaşlar sentetik boya katılmış kazanlarına gönderiliyor, tabiatta bulunan en parlak renklere bulanıyorlar. O renkli kumaşlar terzilere veriliyor. Onların el maharetleriyle dünya insanına tişörtler dikiliyor. Yani geri dönüşümle Çin'e plastik olarak gelen her atık, geldikleri yerlere albenili tişörtler, yağmurluklar, hatta yağmurda karda giyilebilecek rengarek çizmeler olarak gönderiliyor.
 
Herkes bir güzel bu ürünleri alıp yatak odalarındaki gardolapların başköşesinde gözlerin beğenisine sunuluyor. Sırtlara giyiliyor, ayakta gösterilerek yürünüyor. Brova Çin'e geçmişe takılı kalmamış, önüne bakıp ilerlemiş. Kalkınmanın yöntemini bulmuş, hep üretir olmuş. Örnek alınır hale gelmiş. Kendilerini de televizyon kanallarını da İzlemeye devam edeceğim.
 
Ayfer AYTAÇ