Çeşmeden Çamur Akıyor

Çeşmeden Çamur Akıyor
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 30 Mart 2021 10:38

altİşin en ilginç yanı da arıtma cihazı satıcıları ve damacana sucuları

çamurlu su üzerinden pirim yapıyorlar bir güzel cihaz satıyorlar.
 
Nerde bizim karbuz akan çeşmelerimiz, yüreğimize serinlik veren billur duruluğunda sularımız? Sokak çeşmelerinden geçtik evimizde akan musluk sularını içemez olduk. 15 gündür adeta su yerine çeşmeden çamur akıyor. Mutfak musluğundan alıp kaynattığımız su, çok kaynamış olmasına rağmen bej bulanık renkte; çay içemez, yemeğe su koyamaz olduk. Sudan tiksinilir mi, haşa Allah'ın nimeti, lakin Allah muhafaza o hale geldik. "Böyle su mu olur, ne biçim su bu," deyip duruyoruz çeşmeyi her açtığımızda ürperiyoruz. Bizim şehir mi böyle memleketimin her yeri mi öyle? 
 
Geçtiğimiz bir vakitlerde, bir diş hekimi bizim suyumuza yönelik “Zehir içiyoruz” diyerek bir açıklama yapmıştı. Bu açıklamanın hemen ardından şehrimde damacana suların satışında ve su arıtma cihazı satıcılarında bir patlama görüldü. Ekipler halinde ev ve iş yerlerini dolaşan bu fırsatçılar, açıklamayı bahane ederek, ellerindeki küçük cihazları  indirimli fiyat diyerek 600 -700 lira gibi bir rakamla kolayca satıyorlar. 
 
Evine ekmek götüremeyecek durumda olanlar bile zehirlenme korkusundan, para bulup, yahut takside bağlatıp su arıtma cihazı alıyor. Evindeki suyu tuvalet dışında kullanmayıp damacana suyuna para sayıyor. Bu durumda insan çok şey düşünmeden edemiyor. Yıllardır zehir içiyorsak, Ispartalı neden sapır sapır kırılmadı. Hastanedeki hekimler, neden su zehirlenmesi vakaları görüldüğünü beyan etmedi? Bu açıklama da var bir bit yeniği, ama ne? Araştırmalarımı başlattım, sonucu ulaşırsam sizlerle paylaşacağım.
 
Acaba su arıtma cihazları satılsın diye mi suyu çamurlaştırıp sonra da bu açıklama yapılmıştır? İnsanın aklına kötü düşünceler gelmiyor değil. Yoksa gerçekten zehir içiyor isek, bunun doğruluğunu beyan edecek veya aksini savunacak bir yetkilimiz Isparta’da bulunmamakta mıdır? Su arıtma cihazları bizi ne kadar zehirlenmekten koruyacaktır? 
 
Diş Tabibi kişi Isparta suyuna yönelik açıklamasında şöyle demişti, dediğini bir irdeleyelim. “Dünya Sağlık Örgütü içme suyundaki flourun 1 litrede 1 miligram olması gerektiğini açıklarken, Isparta’da bu oran çoğu bölgede 2’yi dahi geçiyor. Bilimsel araştırmalara göre vücuda fazla giren flour elementi, 30’lu yaşlardan itibaren kemik, böbrek, karaciğer ve dişlerde önemli sorunlara yol açıyor.”
 
Adam bu araştırmayı kime yaptırmış, kimlerden raporunu temin etmiş, bilmiyoruz. Ama iddiaları doğru ise gerçekten büyük başarı elde etmiş. Ispartalının bu konu da gözünü açmaya çalışmış. Isparta’nın yüzyıllardır zehir içtiğini iddia eden dişçi, vali ve belediye başkanını acilen göreve çağırıyordu. Çağrısına koşan oldu mu, onu da bilmiyoruz. 
 
Bildiğimiz bu açıklamanın ardından Isparta’da su arıtma cihazı satışlarında patlama görüldüğü oldu. Damacana suları satıcıları da oldukça rağbet buldu. Diş doktorunun  açıklamasının yayınlandığı gazete kupürü ellerinde dolaşan pazarlamacılar, müşteri belleyerek gittikleri ev ve iş yerlerindeki kişilere bir de yemin ederek şu açıklamayı yapıyorlar. “Belediye Başkanı  bile evinde bu arıtma cihazından kullanıyor.” 
“Başkan kendini garantiye almış, sizi umursar mı? Siz de bu cihazdan kullanın, çocuklarınızı su zehirlenmesine karşı korumuş olun” diyorlar. Makam adını kullanarak kendilerine rant sağlıyorlar.
 
 ‘Çocuk’ denilince akan sular duruyor, bir de belediye başkanının halkı umursamadığı vurgulanınca, Ispartalı bu cihazdan edinmek için varını yoğunu pazarlamacılara veriyor. Kimse sormuyor, “bu su arıtma cihazları anti virüs mü içeriyor. Zehirli suyu ‘şıp’ diye zehirsize mi döndürüyor,” diye. 
 
Pazarlamacıların ikna kabiliyetleri malum, tuttuğunu koparırlar. Bu zehir söylentisi onların pek güzel işlerine yaradı doğrusu. Fakat hiçbir yetkili çıkıp da olayın doğruluğuna, eğriliğine yönelik bir açıklama yapmadı. İşin ilginç tarafı cihaz alımlarına karşın da halk uyandırılmadı. Dişçinin söyledikleri de, söylendiğiyle kaldı. Ispartalı doğrunun ne olduğunu araştıracağına, kolaya kaçıp pazarlamacılara para kaptırıyor.
 
Kardeşim! “Bize niye bize zehir içiriyorsunuz, neden çeşmelerimizden çamur akıyor,” diye feryat etsene; hakkını bir şekil hak bildiğin yoldan arasana, neden hemen kapana kapılıyorsun?
 
Hele bir öğren gerçekten çamur görünümünde zehir içiyorsak, bunun önlemi neden alınmıyor? İnsan hayatı boş verilecek kadar önemsiz midir? Tedbiri yetkililerden iste, cihaz satıcılarına gün doğdurma. (Geçmiş bir tarihte elde kalan mercimeklerin tüketilmesi için, mercimeğin faydalarını sıralayan bir kadın profesör çıkıyordu her gün beyaz cama; yakın zamanda da fındığın yararlarını çokça bir yetkiliden duymuştuk.) “Su arıtma cihazlarına yönelik böyle bir şey mi uygulanıyor acaba?” diye de aklımıza gelmedi değil.
 
Daha düne kadar Isparta’nın suyu dünya standartları üzerinde deniliyordu. Şimdi ne oldu da, birden zehir içtiğimiz haberleri yayıldı? Tuhaf olanı da; ne belediyeden, ne de il sağlık kurulundan suyumuzun zehirli olduğuna dair sağlıklı, tatmin edici bir rapor verilmeyişi. Mademki suyumuz zehirli, niçin içmeye devam ediyoruz?  Niçin bir yetkili çıkıp da suyun zehirli olup olmadığını belgelerle ispat etmiyor? Ispartalı onca yıldır yüklü su paralarını zehre mi ödüyor? Neden kimse bunun hesabını sormuyor?
 
Suyumuzun zehirli olabileceği şu şekille aklımıza gelebilir. 
1- Tarım ilaçları yağmurlarla birlikte yer altına sızmıştır ve bu şekil kimyasal maddeler suya karışmıştır. 
2- Yakaören köyünde SDÜ’nün ve o devrin belediye yönetiminin bilgisi dâhilin de, bir profesörce sıcak su arama çalışmaları yapılmıştı. Sondaj çalışmaları sırasında ortaya çıkan sülfat asitler suyumuza sızmış olabilir. (Bu çalışmalar nasıl sonuçlanmıştır, araştırma yapılan yerlerde tehlikeye karşı tedbir alınmış mıdır? Biliyorsunuz o bölge krater bölgesi. Uyuyan dev uyandırılmaya çalışılmışsa ve bir gün uyanırsa Allah korusun Isparta sıcak lavlar altında kalabilir. Siz, bir de işin o yönünü düşünün ve yetkililerden Isparta’nın geleceğinin tehlike de olup olmadığını sorun.)
 
Olaya bu açıdan bakılırsa ve olasılıklara dikkat edilmediyse, gerçekten bizler bir süredir zehirli su içiyoruz ve her bir Ispartalı kanser hastası adayı. Yani durum dişçinin dediğinden de vahim. Üçüncü bir olasılıkta, iki dönem önceki belediye başkanın Ispartalıların isteği doğrultusunda kaynak sularının analiz edilmeden geçtiği eski su şebekesini, şehir suyu ana şebekesine bağladığı; hal böyleyse içme suyuna pek çok zararlı maddenin karışmış olabileceği akla geliyor. 
 
İşte bu nokta da diş tabibinin dedikleri ciddiye alınmalı. Zira Isparta’nın yer altı kaynak suları fazla flour oranına sahip. Dolayısıyla zehirlenme etkisi yapıyor. Fakat eski Ispartalılar bu suları hiç kaynatmadan içerlermiş. O dönem insanlarının dişlerinin çürükmüş gibi kahverengimsi olması ve eklemlerinin eğrilmesi bundan dolayı meydana geliyordu. Lakin o sular asla çamurlu değildi. Yerin altından gelen doğal sulardı. O günler eskide kaldı. Uzun senelerdir Gölcükten ve Eğirdir Gölünden alınma suları içiyoruz. Ve bildiğimiz kadarıyla Isparta belediyesinin modern su arıtma tesisleri var. Burada görev yapan Laborantlar, kimyagerler, işinde uzman pek çok su analizcisi var. Onlar her halde yan gelip yatarak, “Bana ne Ispartalıya ne olursa olsun” demiyorlar. Suyu her türlü mikroptan arındırıyorlar. Ben de Isparta’nın yerlisi olduğumdan kendi dişlerimin kahverengimsi olmadığından, artık ‘flour oranı yüksek su’ içmediğimizi kanıtlar gibiyim. 
 
Burada önemli olan asıl bir başka konu daha var. Yer altındaki su şebekelerimizin eskimiş olduğu. Bildiğim kadarıyla Isparta’nın su boruları ilk kez eski belediye Başkanlarından Hilmi Çakmakçı döneminde yeraltına döşenmiş. Sonrasında Fuat Uyar zamanın da bir kısmı yenilenmiş. Maazallah o su şebekesinin büyük boyutu çürümüş, hatta delinmiş olabilir. Bu durumda bırakın tarım atığı zehirleri, kanalizasyon giderleri bile suyumuza karışıyordur da, bundan hiç birimizin haberi yoktur. 
İster öyle, ister böyle bir şekil “zehirleniyoruz” figanıyla içimize şüphe kaçtı. Ben şahsım adına diş doktoruna bu konuyu gündeme getirdiği için teşekkür ediyorum. 
 
Su hayatımızın devamı demektir. Hayatımızın sağlıklı devam etmesini istiyorsak, suyumuza önem vereceğiz. Su olmazsa paranın da hükmü yoktur. Hiçbir belediye başkanının “ben evime arıtma cihazı taktım, başkasından bana ne?” deme lüksü yoktur öyle. Evinde su arıtma cihazı olduğunu pazarlamacıların beyanından öğrendiğimiz başkanın, bu konuda duyarlı olduğunu düşünüyorum. Kendisine önerim; arıtma cihazı satıcıları fırsatçılarına, rantçılara Ispartalının parasını kaptıracağımıza, su şebekemizi yenileyin. Suyumuzun flour oranını gerçekten yüksekse düşürün, bu parayı hakkını vererek belediye alsın. Netice de para yine Isparta’da kalacaktır. Bir de çıkın doğru dürüst bu konuya açıklama getirin. Eğer zehir içiyorsak, bunu bile mertçe itiraf edin, düzelteceğinizi söyleyin. Kıyamet kopmaz merak etmeyin. 
 
Ayfer AYTAÇ