Okumuyoruz Bilmiyoruz

 

Mademki insan eşref-i mahlûkattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzünde ki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir... Şems-i Tebrizi böyle demiş; ya ben ne diyorum, alt satırlara bakınız...

Bu nasıl bir cüret ki; bir başka hayata müdahil olma, umarsızca sorgulama, pervasızca yargılama hakkını bulur insan kendinde... Haddinizi aşmayın ey faniler...

Rahmet ile zahmet arasında bir nokta farkı vardır. Allah dilerse zahmetteki noktayı kaldırıverir...

Uğraştırmayın da dağılın hadi… Dağılın ve gidin, ama bilin… Kör cehalet çirkefleştirir insanları... Suskunluğum asaletimdendir...

 

Devamını oku...

Okumuyoruz Bilmiyoruz
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 21 Eylül 2012 00:00

 

Bilmeden Yaşıyoruz, Göçüyoruz…

Eskiden muteber insanlar vardı. Allah’ı, okumamız için gönderdiği “El-Kitab”ı, peygamberimiz Muhammed’i (s.a.v), kolay anlaşılır kelamlarla anlatırlardı. Riayet etmemiz için, tatlı dille öğrenmemize vesile olurlardı.

Büyüdük, ne olduysa oldu. Cehaletin gayyasında inleyecek kişiler, zihinlerimizi bulandırmaya başladılar. Dinimizi gerektiği gibi yaşamamızdan bizi soğuttular. Rotamızdan ayırdılar. İnsanlığın gerekliliği sistemi bozdular, insanlığa lüzumlu bütün sistemlerde raydan çıktı; bu şekil hayatında cılkı çıktı.

Artık suni yaşıyoruz pek çoğumuz, nefasetin anlamını bilemeden, gerçek güzelliğin manasına eremeden… Kuran’a itibar etmemeye başlamışız, rotamızı ondan sonra şaşırmışız… Ne acıdır ki; “Elhamdülillah Müslüman’ız” diyoruz, pek çoğumuz Kur’an okumasını bilmiyoruz… Okumaz isek neyi bileceğiz? Hiç bir şey bilmeden, öğrenemeden, biliyormuşuz gibi yaşıyor, sonra göçüyoruz...

Ne kadar ayıp değil mi? Müslüman kendi kitabını bilmez mi? Yaratan’ı kendine nasıl hitap etmiş, öğrenmek istemez mi?  Ben dâhil nicelerimiz “Okuma yazma biliyoruz” diyoruz, hatta kimimiz hayal ürünü romanları iyi okuyor biliniyoruz. Asıl okumamız gereken kitabımız Kur’an-ı Kerim’i elimize almaktan eriniyoruz. Oysa aslından okumaya yükümlüyüz… Çünkü mealini yazan nasıl yorumlamış bilemeyiz. Bir kelam da kırk anlam var, meali yazan, ne anladıysa onu yazıyor. Doğruyu anlamamız için aslını okumalıyız. Müslümansak, Allah’ın kelamını, Allah’ın gönderdiği dilde okumalıyız.                            

Okulumuz çok, camimiz çok, lakin her ikisinden de yetişen gerçek Müslüman’ımız (benim gördüğüm kadarıyla) yok…  Pek çoğumuz Müslümanlıkta cahiliz, sözde Müslümanız. Cehalet çok kötü bir şey...

Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp, öğrenmeye yanaşmıyorsak veballi gideriz gerçek âleme… Bu dünyada işimize geldiği gibi yaşıyoruz, ama öte tarafta ne yapacağız, hiç birimiz bu soruya doğru cevap veremeyiz. Kur’an okumasını bilmediğimizden anlatılanlara itibar ediyor kimimiz, ne kadar eminiz? Ben hacının, hocanın anlattıklarını dinlemişsem, vicdanımda bir rahatsızlık duyuyorum. Sanki yanlış söylemiş, gibi bir his oluşuyor içimde… Kur’an’ı Kerim’in aslını öğrenmeye çabalıyorum. Nafile, bu yaştan sonra bir harfin okunuşunu bile çözemiyorum. Oysa düğümlü değil, biliyorum. Ama önceden hiç yönlendiren olmadığından, bana öyle geliyor. Bilmeden, bir fitne üzerinde yaşıyoruz, doğru nesil yetiştiremiyoruz.

Cemaati imam yetiştirir, insanı ana-baba ve öğretmenler. Dini ve milli duyguları vermezseniz çocuğa, büyüdükçe başka yerden öğrendiğine itibar eder.

İnsan suya muhtaçtır. Sen suyu bulandırırsan, gider içeceği suyu başka yerden arar bulur.  

Peygamberimiz ’in (s.a.v) bir hadisiyle ve hayırlı cumalar temennimizle yazımızı noktalayalım…

(Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.)

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ