Al Parayı Ver İnterneti

Al Parayı Ver İnterneti
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 24 Nisan 2012 05:01

İnternet ücreti olarak Türk Telekom’a her ay 60 lira para ödüyorum. Hatta bu ay niye ise, fatura 63 lira olarak yansımış. Küsuratı da var. Doğru dürüst kullanmadığım, eski alışkanlık diye bulundurduğum ev telefonum için deTürk Telekom’a ödediğim söz de hat kullanım kirası ya da bedeli (öz de hava parası) ise 29.90 TL. 30 demiyorlar, azıcık ucundan yontuyorlar. Göz de rakam büyümesin, kazık ciğerimize yürümesin, gibisine...

Karşılığında bana sunulan hizmet nasıl? İkide bir kampanyalar için evimin telefonundan aranmalar dışında, sık sık internet kesilmeleri şeklinde; bir de Türk Telekom'un ta çok eski kullanıcılarındanım. İnternette de ilk müşterilerindenim. İlk oltaya takılan mı demeliyim yoksa, yahut ta ilk vurgun yiyenlerden miyim? Orasını Allah bilir. Şeytan ayartmış işte, kanmışız sunulana... Ne var ki memnuniyetsizliğim dorukta...

Bilgisayarımı her kullanışımda, internete giriş butonuna basıldığında karşıma çıkan “Bağlantı sorununu tanımla” cümlesi, adeta sinir bozmaya kurgulanmış. Bir de benim internet ağım tam kesintisiz, kotasız, yüksek hızlı, süper verimli dedikleri türlerden. Benimle Türk Telekom arasında yapılan sözleşmede “Şu kadar para ver, bir dolu hizmet al” dediler. Pazarlamacı zekâlarını anladım da, lakin ona kanmadım. Gülümseyen yüzlerine duyarsız kalamadım. Aslında o gülümsemeli davranışta bir pazarlama tekniğidir. Satıcı yüz ifadesinde gülümseme yansıtırken, içinden “Seni ısırıyorum, canın acımasın diye gülümsüyorum” diye geçirmektedir. Sonra da hanenize kabarık faturaları getirmekteler zaten, bunun başka izah tarzı mı var? Hadi sözleşmemiz var, biz buna bağlı kalıp, sana istediğin miktar parayı veriyoruz, sen de bize doğru dürüst hizmet ver be kardeşim. Ödediğim miktar karşılığı senden kesintisiz, tam verimli internet alacağım var, ama alamıyorum işte, çünkü veremiyorsun…

Türkiye’deki internetin hâlihazırda en büyük servis sağlayıcılarından Türk Telekom, özelleştikten sonra verdiği hizmetleri kalitesizleştirmeye dönük atılımlar sergiliyor.

Senenin muhtelif günlerinde yağan yağmurlar, çakan şimşekler internet dağılımının ve kullanımının, kısacası şebekenin aksamasına yol açıyor, zira internet erişimi tüm dünyada artık uydu üzerinden yapılırken, Türkiye’de, internetin kullanıma sunulduğu ilk günkü gibi hâlâ ve hâlâ açık kablolar sayesinde mi yürütülüyor? Üstelik bu kabloların yerüstünde olması da yağmura, fırtınaya ve şimşeğe karşı direnç kaybına elbette ki yol açıyor. Güya bizim semtte yer altına alınmıştı; hiç farkında olmadık, farklılığını da görmedik. Dolayısıyla “göz mü boyandı,” dedik…

Başta da belirttiğim gibi Türkiye’de internet kullanıcılarının büyük bir kısmı internet hizmetine Türk Telekom vasıtasıyla erişiyor. Ancak ne hoş ki, internet servis görevi gören ve bu şekilde hizmet sağlayan diğer özel firmalar da kendilerine özgü bir sisteme sahip olmaksızın, onlar da Türk Telekom üzerinden aldıkları (kiraladıkları) hatlarla bu işi görmeye çalışıyorlar. Türk Telekom ile diğer özel firmalar arasında yalnızca ve yalnızca fiyat ve sürat, kısacası fiyata nazaran performans farklılıkları var, bu farklılıklar internet paketlerine göre menfî ve müspet yönde gelişebiliyor. Kısacası internetin Türkiye’deki genel dağıtımcısının Türk Telekom olduğunu ifade etmek yanlış olmaz.

Türk Telekom’un ise, üstlendiği bu ağır görev ve sorumluluğun bilincinde hareket ettiği tartışılıyor. Bu tartışma halk arasında son senelerde iyice hararetlenirken, Türk Telekom merhale kat etmek için bir türlü hareketlenmiyor. Bunun nedeni de şimdilik açıklanmıyor.

Yağmurlu günlerde, bilhassa fırtınalı, bol ve keskin rüzgârlı zamanlarda, hele bir de şimşekler çakıyorsa internet zafiyete uğruyor, bağlantılar kopuyor, saatlerce hatta günlerce çalışmayabiliyor. Böyle zamanlarda elektriğin de kesik kesik oluşu, bir gidip bir gelme düzensizliği de Türkiye Elektrik Kurumu’na izafe edilecek bir başka konudur aslında. Teknolojik altyapı hazırlanmaksızın teknolojinin tümüne sahip olmaya çalışmak, bunu kullanmaya çabalamak, doğacak aksaklıkları göz ardı etmek gibi bir gaflete düşüren yegâne etkendir.

Milyonlarca internet kullanıcısının Türk Telekom’a her ay milyarlarca TL ödemesine karşın aldığı hizmetten memnun kalmaması, ancak mecburiyetten buna razı olmaları gerçeği var ortada. İşte bu noktada Türk Telekom’un atılıma gitmemesi vatandaşı bezdiren bir durum. Vatandaşın bu mecburiyetinden istifade ederek fiyatları olur olmaz şişiren, verdiği hizmette de hiçbir gelişime gitmeyen, kendini yenilemeyen bir kurumla karşı karşıyayız.

Farz-ı muhal yağmurlu geçen bir Mart- Nisan ayında tam otuz günlük internet servis ücretini peşinen ödeyen bir kullanıcı, hava muhalefeti nedeniyle bu ayın belirli birkaç gününde internetin kesilmesi nedeniyle interneti kullanamamasından dolayı mağdur olurken, otuz gün için tam para alan Türk Telekom, kesintiler sebebiyle internetin kullanılmayan/kullanılamayan günlerinin parasını geri ödemiyor.

Aslında internetin böyle bir nedenle kesilmesi durumu yalnızca Türkiye gibi ülkelerde görülen garabet bir durum. Bilhassa Avrupa’da altyapı sistemi öyle muntazam ki, yılın 365 günü hiçbir kesintiye mahal vermeksizin tıkır tıkır işliyor. Hiç umulmadık bir ânda bir gün kesilse dahi o bir günün parası kullanıcıdan alınmıyor. Alınmamalı da zaten. Ancak ülkemizde işler böyle yürümüyor maalesef. Vatandaşın mağduriyeti hizmetçilerin umurunda değil sanki. Niye olsun ki? Nasıl olsa mecburuz ya kullanmaya, almaya. Biz almasak da elbet bir alan bulunur, zihniyeti hâkim bir de. Bu zihniyet büyük bir soruna yol açmaktadır. Hem de ne sorun? Zira internete darbe vuran yağan o güzelim yağmur, çakan o şimşek, çıkan o şiddetli fırtına değil, altyapı tesis etmekten, bu yapıyı da işler hâle getirmekten ve vatandaşın istifadesine sunmaktan aciz kalan, basiretsiz firma ve firmalardır. Çünkü her ay toparladıkları paraları böyle bir yapıyı gönüllüce kurmaya harcamaktan kaçınmaktadırlar. İşte bu tam bir üçkâğıtçılıktır.