Ne Kadar Gerçeğiz?

Görsel ve yazılı medyadan mümkün olduğunca gözümü uzak tutmaya çalışsam da; kulak bu, göz hassasiyetimi dikkate almıyor, bir yerlerden tepki göstereceğim yerlere misafirlik yapıveriyor.

Reytinge bağımlı kanalların birinden duyduğuma göre bir sokak köpeğine araba çarpmış, hayvan barınağından gelen ekip, köpeği acile kaldırmış. Haberi sunan süslü kadın diyor ki: “Bu köpek şanslıydı, bu defa kaderine terk edilmedi.”  Bre câhil, o köpeğin başına gelen ve sonrası zaten kaderi oluyor. Câhilliğinle milletin zihnini bulandırıyorsun.

Bir başka dinazorlaşmış sunumcu...  Dünlerden kalma, ünle yaşayan haber yorumcusu sanılan kişi…

Devamını oku...

Ne Kadar Gerçeğiz?
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 09 Haziran 2012 17:32

altEvimizde, işyerimizde, sokakta. Yanımızdaki, ya da karşımızdaki insan(lar) doğru yüzleriyle mi bize bakıyorlar. yoksa biz mi doğru sanıyoruz bu bakışları. Tebessümle gözlerimizin içine kadar gülümsemelerini iletmeye çalışanlar, gerçekten dürüstler mi, yoksa bizleri yanıltıyorlar mı?

Çevremizdeki kimler hangi maskeleri takıyorlar acaba? Ya kendimiz, gün içinde hangi maskeleri takıp dolaşıyoruz?, birbirimize karşı ne kadar samimiyiz? Yüzümüzde maskeler varsa, birbirimize karşı ne kadar dürüstüz?

Yalnızlığımızı, mutsuzluğumuzu, utançlarımızı, usançlarımızı, başarısızlıklarımızı, sevgisizliğimizi; kimi gün öfkelerimizi, nefretimizi, kıskançlıklarımızı maskelerle saklamaya çalışıyoruz... Bizler... Her gün her yerde karşı karşıya değil miyiz? Birbirimizin has duyguları ne kadar ilgilendiriyor bizleri, birbirimize karşı ne kadar gerçeğiz?

 Toplum olarak umursamaz görünmeye çabalarken ( belki de gerçekten öyleyiz?) Mutluyken mutluluğunu gösteremeyen, mutsuzken mutsuzluğunu gösteremeyen; görünüşte gülen ama içi kan ağlayan, var olmaktan utanç duyan, hayattan tat alamayan, yaşamaktan zevk duyamayan insanlar var aramızda. Ve onların maskeleri... Ve bizlerin maskeleri...

  Gün içinde pek çok şeyi maskeli halimizle halletmeye çalışmak, aynı zamanda riya atmosferinde yaşatmış olmuyor mu bizi. İki ayak üzerinde en yakınlarımıza bile kırk yalanı iki saniyede üretip karşımızdakini ikna edebiliyorsak (ki bunu genelde politikacılar ve pazarlamacılar yaparlar) maskemize göre doğrucu bilinen, gerçekte yalancı olmuyor muyuz? Bunu kendimiz biliyor olmakla, kendimize de maskeli yaklaşmıyormuyuz. Aynanın karşısına geçip bir bakalım, gerçek yüzümüzü bulana kadar kaç maske çıkaracağız yüzümüzden?

   Sevgimizi, sorunlarımızı kendimizle bile paylaşamıyorken, başkalarıyla paylaşıyor gözükmek bizi rahatlatıyor mu? Bu kandırmacayla günümü geçirmiş oluyoruz, yoksa ıssızlığın ortasında kaybolmak gibi kendi kendimize yalnız mı kalıyoruz?

  Birbirimizin heyecanlarını, çoşkularını ciddiye alıyor muyuz? Gerçek duygularımızı ifade etmeyi becerebiliyor muyuz? Sevginin, heyecanın önüne tabuları, gelenekleri çıkarmıyor muyuz? İşte böyle yaptığımız zaman; sevgisizlik, şiddet, zorluklar, düşmanlık, kin, nefret etrafımızda egemenlik kurarken, insancıl duygularımız nerede? Oluyor, zira giderek gözden kayboluyor. Samimi, vicdani duygularımızdan giderek uzaklaşma yalnızlığımızı biraz daha artırmıyor mu?

 Bana aldanmayın, yüzüm bir maskedir, sizi aldatmasın. Gerçek yüzümü göremezsiniz, o duygularım arasında gizlidir. Duygularımın aslını yansıtamam size gizdedir. Binlerce maskem var çıkartmaya korktuğum ve hiç biri ben değilim. Kim olduğumu merak ediyor musun? Hiç merak etme. Ben çevrendeki her erkek ve kadınım. Hatta senim. Maske takan her insanım...

 

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ