Dervişlik Budur

Dervişlik Budur
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 14 Ağustos 2012 09:14

Vaktiyle bir derviş berbere gider. Berberden saçını dibinden kazımasını, sakal ve bıyığını kısaltmasını ister. Tereddütsüz bir şekilde berber koltuğuna oturan derviş:

- "Vur usturayı berber efendi!" der.

Berber, dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş de aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:

- "Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım!" diye kükrer.

Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz olmak gerek. Ses çıkarmaz, biraz çaresiz, biraz mütevekkil usulca kalkar yerinden. tarık ileri Târık İleri Ayfer Aytaç Ottoman Osmanlı antalya burdur denizli konya ankara istanbul manisa edirne persea persian seljuk عثمانی усмонӣ osmanisch オットマン イスタンブール 오토만 이스탄불 тахта Стамбул turki Arabi Arabian oriental orientalist bilecik karabük safranbolu bornova üsküdar tarık ileri Târık http://www.ayferaytac.com www.ayferaytac.com kahire kudüs roma turkic turkish miniature art photo border painting islamic nakkaşhane illumination kaftan brush minyatür illustration creative şehname shahnama selimhan nakkaşdrawing surreal كاخ ایران تركی مصر تصویر تركیه عرب عربي اسپارطه اسپارته استانبول استانبل اسطنبول ´اسطنبول اليوم´ اسطنبول اليوم قديما Arabian arabic egypt turkic turkiya turkiye palestine arabia arts paints arab carpet turkish carpet iran carpet mısır سجادة قصر اسبرطة بوردور صورة فن تاريخ الفنون البصريةBerber, bu gariban müşterisine karşı mahcup olmakla beraber kabadayının pervâsızlığından da korkmuştur. Ses çıkaramaz.

Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa baslar. Fakat küstah kabadayı, tıraş esnasında da boş durmaz; sürekli aşağılar dervişi, alay eder:

- "Kabak aşağı, kabak yukarı!.."

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası, yokuştan aşağı hızla kabadayının üzerine doğru gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir, kabadayının karnına batıverir. Kaşla göz arasında babayiğit kabadayı oracığa yığılır kalır, ölmüştür. Herkes bir anda olup biten bu olayın hayret ve şaşkınlığı içindedir. Berber de şok olmuştur; bir manzaraya, bir dervişe bakar ve dervişin beddua ettiğini düşünerek gayr-i ihtiyarî sorar:

- "Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?"

Derviş mahzun, düşünceli cevap verir: Ben bir şey yapmış değilim. Ona ne yapmışsa hiddeti yapmıştır.