BÜYÜKLERİN BÜYÜKLÜĞÜ TEVÂZÛDAN

BÜYÜKLERİN BÜYÜKLÜĞÜ TEVÂZÛDAN
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 28 Ağustos 2012 19:10
 تواضع
Tevâdu'
Arabî dilde aşağıya indirmek gibi bir mânâsı da vardır. وضع Vaz' kökünden geliyor, aynı kökten türeyen kelimeleri hemen hemen şöyle sıralayabilirim:
Mevzi, mevzu, mevzuat, mumazaa, mutevâzı, tevâzu, vaziyet...
 
Îran ve Osmanlı Arabca'dan aldığı bazı kelimelerde dad harfi varsa bunu kalın d sesi yerine ze sesiyle okumayı tercih etmişler. Bize de Farsça'dan sirâyet etmiş bir alışkanlık bu. Misâl vermek îcâb ederse, dâbit'e zâbit, dıyâfet'e ziyâfet, dıyâ'ya ziyâ, tadarrû'ya, tazarrû, ıdtırâb'a ıztırâb... diye devam eder bir şekilde seslendiriyoruz bazı Arabî kelimeleri.
 
www.ayferaytac.om
OSMANLI SULTÂNLARININ TEVAZÛSU
 
Sekiz senede seksen yıllık iş gören büyük cihangirlerimizden Yavuz Sultân Selim'in günde üç saat uyku uyuduğu rivâyet olunuyor. Ayrıca tahta kaşıkla olmak üzere bir öğünde tek çeşit yemek yediği ve herhangi bir saray halkından ayırt edilmeyecek kadar da sade, sıradan giyindiği ve bunu soranlara ise "Vezirlerin ve beylerin süslü giyinmeleri, padişahlarına saygıdan ileri gelir. Biz kime şirin görünmek için süslü giyinelim ki?" dediği ileri sürülüyor.
 
Hadîsleri kendine rehber eden Osmanlı'da tüm halk gibi ekseri pâdişah da bundan hareketle "Allah Teâlâ vücûdun dışına değil içindeki cevhere (imana) bakar" düşüncesiyle hayatına yön ve nizam vermeye gayret etmişlerdir. Tabii idâre ettiği vatandaşı da sultânı gibi davranmıştır. Memlekette tam bir âhenk vardır. Osmanlı'daki dünyaya hükümetin sırrı da bundan kaynaklıdır.
 
Yavuz'u Yavuz, Sultân Muhammed-i Sânî'yi Fâtih-i İstânbul, Süleymân'ı Kanuni ve Muhteşem yapan ve diğer pek çoklarını da bulundukları konuma yükselten şey, hâricî fetihten evvel dâhilî fethi tamamlamalarından dolayıdır. Başarı arttıkça da mütevazılığın artması, cihan devletinin pâdişahı olsalar da Allah'ın bir nutfeden kulluk için yarattığı bir âbid olduklarını hiç akıllarındandan çıkarmamalarından kaynaklanmaktadır. Her türlü rahat ve keyif içinde yaşayabileceklerken, hep sâde hayatı tercih etmeleri, tam bir zühd ve takva ehli olabilmek için dünya malına gönül bağlamamaya son derece gayret göstermişlerdir.
alt
 
Büyüklerin büyüklüğü tevâzu ve mahviyetten, küçüklerin küçüklüğü kibir ve enâniyetten değil midir?
 
Selâm ve muhabbetlerimle.
Târık İleri
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
 
www.ayferaytac.com