İnsanlık Buysa Üstü Kalsın

 

Anneye en güzel hediye, hayırlı evlat olabilmektir.
Tabi bunun için anne babanın da
çocuğunu o istikamette yetiştirme gayretinde olması lazım gelir. 
 
 
 
İSLAMİ DAYANAĞI VARSA AMENNA, BUGÜNE UYALIM.
ANNELERİN HER GÜNÜ HERKESE KUTLU OLSUN...
 
Anne sevgisi ne bir güne sığar, ne de bir ömre. O sevgi, o şevkat tarlada, bayırda, denizde, gölde, uzayda, dünyada bulunan bir şey değildir. O sevgi yüce yaratıcı ALLAH (C.C)  tarafından sadece ANNE olanlara verilmiş özel duygudur . Anne var oluş sebebimizdir, özümüzün özetidir. Annelik sadece doğurmak değildir besleyen büyüten öğreten hayata yön veren topluma katan sıkıntılı her anımızda aklımızda olandır ANNE...  
 
İşte bu nedenledir ki, ne kelimeler anlatır ne de dünyalara sığar senin sevgin şefkatin anne... Fedakarlığın, merhametin kısa adıdır ANNE... Anne sevgisini bir güne sıkıştırmak doğru değildir. Anneler Günü Fitnecilerin uyduğudur. Masraftır, tüketimdir, yalandandır... Birgün sever görün, ertesi gün üz. Bir gün çiçek sun, ertesi gün kalbini kır; ne hükmü kalır o sevginin? Niçin kutlamayı hediye ile belirlemişler. Neden günler, haftalar öncesinden annelere özel ürün pazarlamaları, tanıtım reklamları yapılıyor. Parası az olana bile taksit imkanları sunuluyor? Televizyonlar, gazeteler bu reklamlar sayesinde köşe oluyor. Sizin koyun olup sistemin arkasından gidişinize de fitne çıkarıcılar seviniyor...
Çiçekçiler bile bir yıl boyunca anneler gününü av sezonu olarak görüyorlar. Çiçek dahi alamayacak durumda olan nice gariban çocuklar var hala bu memlekette. Annesini mahrum etmemek adına, belki arkadaşlarına "Ben de annemin gününü kutladım" demek uğruna komşusunun bahçesinden, parklardan çiçek koparıyor. Bunun yanlış ve günah olduğunu bilmiyor. Anneyi sevindirmek adına çiçeğe, çevreye zarar verdiğini anlamıyor. Kendine ait olmayan bir şeyi çiçekte olsa alamının adının hırsızlık olduğunu düşünemiyor. Çünkü fitne kazanında bunlar belirtilmiyor. Velhasıl anneler günü saçma sapan bir yalan ve bir nevi hırsızlığa teşviktir...
Devamını oku...

İnsanlık Buysa Üstü Kalsın
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 13 Eylül 2012 18:55

altTelevizyon müptelası biri değilimdir aslında, ara sıra ekran karşısına geçerim ilgimi çeken bir konu varsa da karşısında uyuyup kalıncaya kadar seyrederim. Malumunuz olduğu üzere, bir süredir rahatsızlığım nedeniyle istirahat imkânı buldum. Nasıl istirahat edeceksin, tabi ki yatarak. Bu yatışta da boş boş tavana bakıp kalınmıyor ki. Haliyle ağrıyı sızıyı unutturacak konularla oyalanmak gerekiyor. Oyalanmak adına bende televizyon karşısında oluyorum ve yattığım yerde elimde kumanda, o kanal, bu kanal, şu kanal geziniyorum. Sabah programlarında hangi kanalı açarsanız açın karşınıza çıkan konu magazin ağırlıklı. Kim kiminle ne yapmış, hangi davette kim ne giyinmiş, ne takmış. Kimin dekoltesinden mahrem yerleri görünmüş ayrıntılı ekrandan yansıtılıyor, ara da bir de yeni yetme sanatçılar şarkılarıyla sözde bu programı renklendiriyor. Canlı yapılan bu programları alkışlarıyla coştursunlar düşüncesiyle stüdyoya izleyicilerde alınmış. Genelde kadın ağırlıklı olan bu seyirciler her şarkı türkü bölümünde kendilerini sahneye atıp kurtlarını dökercesine göbek atıyorlar. “Bu kadınların işleri güçleri yok mudur, evlerinde bekleyen kocaları, çocukları bu hallerine bir şey demiyor mudur, o kadarını bilememde, doğrusu amigoluğu iyi yapıyorlar. Bu hatunlara, o anlarında “bugün günlerden Cuma, Cuma’nın önemi vardır” diye söz edecek olsan, “Hangi Cuma, gelsin onunla da göbek atarız” diyecekler. Öylesine kaptırmışlar kendilerini eğlence aşkına…

İzlemiyor başka kanala geçiyorsun, orada da benzeri bir eğlence ve sunucuyla birlikte göbek atmalar. Kapatıyorum ekranı, “elime bir kitap alıp okuyayım” diyorum. Yattığım yerde Kur’an meali okuyamayacağıma göre dini içerikli bir kitap tercih ediyorum. Televizyon ünlülerinden “hoca”payeli bir adamın dini zamana uyarlayarak yazılmış kitap; (nerden elime geçtiyse, mutlaka zehirlenmemi isteyen dost tavırlı biri hediye getirmiştir. Adamın üslubunu, kafasına göre dinimi değerlendirmesini beğenmiyorum. Bu nedenle mantığımın dışladığı kitabı bir kenara bırakıp, bir süre tavanı seyretmekle vakit geçiriyorum. Boş gözler, tavandaki boşluğa dalmışken zihnim boş durmuyor. “Öyle eli boş yatmak, yazamamak sana göre değil. Sana yakışan bu değil”diyorum kendime. “Dışarıya çıkamasan da, kitap okuyamasan, yazıp çizemesende bari bulmaca çözsen mi?” diye ekleme de yapıyorum kendime dediğim önceki sözlerime… Bulmaca çözmeye harcayacağım zamanı yazmaya harcarım. Ama işte başım dönüyor, hastane hatıratlarımı, hastane de gördüğüm muameleyi yazacağım. Lakin eksiksiz yazmam için baş dönmelerimin biraz hafiflemesi gerekir.”Başlasam mı bir yerden, kaç gün oldu yazacağım diyeli; haydi Bismillahirrahmanirrahim..”

Ama yok yazamadım. Biraz daha kendime gelmeliyim, diye düşündüm. Bu düşüncem bana yine televizyon açtırıyor. Vakitte zaten öğleyi geçmiş, farklı programlar başlamıştır, hevesindeyim… Ne gezer, bu defa da kanalların bazılarında giyim kuşam üzerine ahkam kesenler. Onlara ayrı bir gün değineyim. Zira bir hayli sinir bozucular. Gözlerimi bugün onlarla yormayayım, sinirle ziyan olmasın vaktim. Evlilik programları başlamış. Reyting ve rant kavgası. Birinin yaptığını ötekide kapmış, taklitçiliğini de sunucusunun işvesiyle kapatmaya çalışmış. Aleni çöp çatanlık yapılan bu programlarda stüdyo yine kadın erkek seyirci dolu. Göbek atma, argo konuşma gırla.alt

Türkiye’de meğer ne kadar çok bekâr insan varmış. Her yaştan kadın erkek çıkıyor izleyicinin karşısına, başlıyor sunucunun sorularını yanıtlamaya. Kadınsa çıkan kişi, soruyor sunucu “Nasıl bir bey arıyorsunuz, boyu, kilosu nasıl olsun.” Kadın aradığı koca adayının endamını tarif ediyor, o arada bir erkek sesi telefonla bağlanıp “Ben bu hanıma talibim, boyum şu, yaşım bu, kilom şöyle” diyor. Bu karşılıklı konuşmalarda bir mahrem yerlerinin tarifi eksik kalıyor. Artık kimsenin asalete falan aldırdığı yok. Kilo, boy uygunsa, cepte de gezip eğlenecek kadar para varsa, gerisinin önemine aldırış edilmiyor. Sunucu coşuyor “Kız senin ne kadar çok talibin var bilsen, hepsini davet edelim gelsinler mi” diyor şuh sesiyle. Görücüye çıkmış kadının yüzüne gülümseme yayılıyor, ben neymişim havasında “gelsinler” diyor. Haspam evinde koca bulamamış ekrandan bulunana razı olacak.

Sonra bir kadını daha sahneye davet ediyor sunucu. Kadın iki büklüm olmuş, başı örtülü bir teyze, sunucunun çağrısına “Geliyom anam, sen çağır yeter ki, senin için cehenneme bile gelirim” diyor. ( Kitapta okuduğum Cehennem ateşinden kaçmak için namaz kılın, sözlerine nispet yapar gibi.) Yaşının yetmiş olduğunu söyleyen bu teyze, bar sandalyesi gibi bir yüksek taburenin üzerine sunucunun yardımıyla oturuyor. Başlıyor aradığı koca da istediği özellikleri sıralamaya, “Emekli maaşı olsun, evi olsun ve beni hacca götürsün.” Teyze önceki günlerde de gelip gitmiş olmalı ki, bu gelişinde koca adayları da birer birer karşısına çıkıyorlar. 67- 69 yaşlarında ki bu adayların içinden teyzeyi hacca götürmeye söz verenlerde çıkıyorlar. Ama teyze onların tiplerini beğenmiyor “Biraz yanıma yakışan olmalı, elektrik almalıyım” diyor. Bu yaştan sonra elektrik akımına kapılırsa öte âleme, eskitip önden gönderdiği kocasının yanına gideceğini aklına bile getirmiyor. Bu teyze geçim derdinden buraya çıkmamış, ölen kocasından emekli aylığı alıyormuş zaten, evlenince o maşının kesileceğini bildiğinden emekliliği garanti, kendini hacca da götürebilecek bir yeni bey istiyor. “Madem amaç buysa hacca götüreceği niye ‘Elektrik alamadım’ diye reddediyorsun, yakışıklı kocayla balayında denize girerken öteki hatunlara hava mı atacaksın? Tövbe estağfurullah bu yaşta kadının söylediğine bak.” (Kendim kendime yorum yapıyorum.)Sunucu beni duymadığından, teyzeye başka talipler aramak için telefon numaraları veriyor ve ardından müzik eşliğinde başlıyor oynamaya, seyirci aşka gelip daha bir coşuyor “ YALLAH YALLAH” akşamın belli saatine kadar bu programlar bu şekilde sürüp gidiyor. 3-4 özel kanalda durum vaziyetleri aynen bu. Her gün onlarca kadın erkek evlenmek ve eğlenmek için bu kanallara koşuyorlar, geride geleneksel değerleri bırakarak. Televizyon sahipleri bu insanlar üzerinden pirim yapıp, reklamlardan para kazanıyorlar. O insanlarsa artık kaşarlaşmışlar. Kamera karşısına geçen tost yapılmayı bekler vaziyette. her biri suni şana- şöhrete gönüllü... Vay Türkiye’min hallerine, insanlığımız bu hale geldiyse üstü kalsın, dahasını düşünmeye değmez. Gidişata üzülmemek mümkün değil. Kim frenleyecek bu hızlı çöküşü, ben bilemiyorum. Şüphesiz her halimizden haberdar olan Rabbim bilir.

 

 

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ