Yazmasa mıydım?

Yazmasa mıydım?
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 15 Ekim 2012 10:41

Yazmasa mıydım acaba?

altÜlke gündemine duyarsız kalamıyorum. Bazen kendi yorumlarımı içimle paylaşıyorum, bazende dışıma vuruyorum. Şu anlar dışa yansımalardır.

Bir Emniyet Müdürü: "Dağda ölene de ağlamalı." demiş. Bu habere yönelik kimi insanlar görüşünü şiddetle beyan ederken, bürokratlardan mevkisi en yüksek olanı, halkın çoğunluğunu mutlu edici konuşmuş. Bir diğer ülkem insanı ve en yüksek mevkiye yakınlığıyla bilineni (sözde kendi görüşünü beyan ediyor) "Benim adım falanca, sözümün arkasındayım." diyerek müdürü desteklemiş. Bir de gözyaşartıcı laflar etmiş bu en yüksek mevkiye yakın koltuk sahibi... (Bu arada 'demiş-gomuş' türünden konuyu aktarıyorum. Kendim birebir şahısları dinlemediğimden, konuları çevrenin gözlemlerine ve aktarımlara göre değerlendiriyorum.Televizyon tellalları epey bir konuyu gündemde tutmuş, lakin ben televizyon teranesinden uzak durmaya çalışan biriyim.)

Televizyon kanallarının ekserisi Cenâb-ı Hakk'ın rızası için bilgi vermiyor, kendi çıkarları için gündemi belirliyorlar. İşlerine gelen konuyu diri tutmaya çalışıyor, gelmeyeni canlı canlı gözardı ediyorlar. Her neyse... Duyduklarıma yönelik görüşümü ifade edeyim:

Emniyet Müdürü samimiyetle dağdakine ağlamak gerekir demişse, hemen adamcağıza veryansın yaklaşmayalım. Akıbetlere üzüldüğünden, insani yönünü öne alarak, bu dünyadan ziyade ahiret alemini düşünerek görüşünü beyan etmiş müdür; sadece dünyalık düşünürsek müdüre tepki gösterelim. Ancak ahiret alemini düşünerek konuya yaklaşırsak, ahireti düşünmeyenler için gerçekten daha çok üzülüp ağlamamız gerekir.

Ne de olsa bütün insanları Yüce Allah değer verip yaratmıştır. İşte bu yaratılışa hürmeten dünyalık uğruna ahiretini karartan her canlıya üzülüp ağlamamız gerekir, diye düşünüyorum bende. Bu yüzden müdürün görüşünü  (Benim bu düşüncelerim ile aynı ise şayet) doğru bilip, sözünün arkasında durduğunu söyleyen büyük siyasetçinin anlatımlarını yanlış olarak değerlendiriyorum.  

Akışında yaşadığımız senelerin söz sahiplerinden olan siyasetçi, sanki yeniymiş gibi bir anı aktararak: "Günün birinde bir baba, bir yurdun müdürünün karşısına geçip: 'Çocuklarımdan bir bu akıllı, alın onu okutun! Yoksa ötekiler gibi bu da dağa çıkacak!' demiş. Yurdun müdürü de ona: 'Maalesef yerimiz yok, altı ay sonra bir uğrayın.' demiş. Altı ay sonra vatandaşa kendileri ulaşıp: 'Gelin, müdürü olduğum yurtta yer boşaldı.' demiş. Güya, baba müdüre: 'Geç kaldınız, çocuğum yurtta yer olmadığından dağa çıktı.' demiş. (Gülelim mi, ağlayalım mı bu hadiseye, bahaneyi anlayamadım. Zira bu anlatımın doğruluğuna inanamadım. Zaman zaman ben bu hikayeyi çok dinlemiş olanlardanım.)

Bu anlatımdan sonra kimse endişesini dile getirmemiş. Büyük siyasetçiye: "Başka ülkeden mi söz ediyorsunuz?" diye kimse soru sormamış. Hiç kimse: "Seçim öncesi onca  paralar alıyorsunuz, görkemli kongreler yapıyorsunuz, velhasıl gereksiz onca para harcıyorsunuz, niçin fazladan bir yurt-okul yaptırmıyorsunuz?" dememiş. Bırakın demeyi, böyle bir soruyu hiç kimse akıllara getirmemiş, hatta belki de kimse o baba ve çocuğunun durumuna endişelenmemiş. Ama salonda alkış tufanı kopmuş. Büyük siyasetçi alkışa mı, anlattığına mı duygulanmış ne, gözyaşlarını tutamamış...

Ben olana bitene bir anlam veremedim, hatta kanaat getiremedim. Öncede dediğim gibi bu anlatı eski bir hikayedir. Geçmişte de konuşma yeri geldi miydi, her siyasetçi bu hikayeyi konu ederdi, halkta bir güzel onları alkışlardı.

Bu alkışçılar gerçekte siyasetçilerin yanlıları, has taraftarlarıdır. Fakat medyacılar halkın çoğunluğu gibi yansıtır alkışçıları...

Nerden mi biliyorum? Otuz beş yıllık gazetecilik yapmamdan ötürü değil, mantığının sesini dinleyen bir vatandaş olarak biliyorum. Mutlaka sizden de benim gibi düşünenleriniz vardır. Mesela yağcı değil de gerçekci olsanız demez misiniz o siyaset büyüğüne: "Bu memleketin okuyacak çocuğuna yurdu-okulu biz vatandaşlar mı yapacağız, yoksa oy verdiğimiz sizler mi? Oraya buraya bir dolu gereksiz para harcamaktasınız, sizin göreviniz bu ülkenin gereklerine para harcamaktır" diye...

Başta dedim size: "Yazmasa mıydım?" diye... Şimdi bu sorumdan dolayı başımı ağrıtacaklarını düşünen bir yakınım, yazıyı derinleşmeden noktalamamı, hatta böyle bir yazıyı hiç yazmamış olmamı istedi. Ama birileri de doğru bir şeyleri düşünmekten öte desinler be kardeşim..!