İhtiyar Değirmenci

İhtiyar Değirmenci
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 10 Aralık 2012 09:07

alt

Tabiatın koynunda var olmaktan mutlu ırmak, kırmızı yosunlu kayalar üzerinden, allı yeşilli renklerle uzaklara doğru akıyordu. Minik köyün kerpiçten yapılmış değirmeni, bu ırmağın üzerinde çağıltılarla dönüyordu.

değirmene yaklaştım; yakınında koyunları otlatan ve canlı hayvanların yüklerini indirip taşıyan bir delikanlıya ihtiyar değirmenciyi sordum. Bu delikanlı bana yarasına dokunmuşum gibi o "ihtiyar benim amcam idi, geçen kış öldü. " Cevabını Verdi. Zavallı adam, bundan üç yıl evvel biz onunla şurada, işte şu söğüt ağaçlarının gölgesinde baba oğul gibi başbaşa vererek bir çok sabahları beraber geçirmiştik. Yine bir sabah oturuyorduk o bana Moskof kavgasını anlatıyor. Bu kavgada aldığı yaraların yerlerini gösteriyordu.

Bu sırada yanımıza eski bir çarşafa bürünmüş yalın ayak yaşlıca bir kadın gelmişti. Sırtındaki dağarcığı önümüze koyarak: "Oğul uşak iki günden beri açız. Allah rızası için şu arpacığı öğüt. Ekmek yapıp karnımızı doyuralım." Diyerek değirmenciye yalvarmaya başladı. Değirmenci, kadıncağızın şu acıklı haline dayanamayıp, kalkıp dağarcığı eline almış ve benim yüzüme bakarak için için demişti ki: "Yoksulluk… işte bir yara daha ki demin sana gösterdiğim yaralardan derin…"

Ey değirmenci, ey benim aziz dostum işte senin o durut taşı çeviren değirmenin yine dönüyor. Gel git ırmağı yine çağlıyor. Sen bunları daha bir çok şeyleri hep burada bırakıp gittin. Ancak bugün senin gittiğin yarın topumuzun gideceği o yere sen yalnız bir şey götürdün: O yoksul kadıncağızın sıcak arpa ekmeğinden duman çıkarken yetim çocuklarıyla sana ettiği duaları..