Cellat Gibi

İŞSİZ KALINCA  AMERİKA, PARASIZ KALINCA TÜRKİYE...

TÜRKİYE'DE KAZAN, AMERİKA'DA YE VE AMERİKAN KÜLTÜRÜNÜ TÜRK'E YEDİR.

Kolay sinirlenen biri değilim, benim sinirim yalana talana tepkime… Adı lazım değil bilmem kim, vakti evvellerden Amerikalara gidip yaşamış, oraların havasında yellenip, kültürünü solumuş. Çoluğunu çocuğunu oralarda edinip yetiştirmiş. Amerikalı payesiyle çocukları Türkiye’de iş edinmiş. Yıllar sonrada bu bilmemne hergün, ekrandan yer kapmış. Evlatlarının medya sektöründe olması sebebiyle televizyon ekranlarında yaşlı baş haliyle iş bulup sunuculuk yapmış. Sonbaharında paralı işlerle şöhreti tatmış. Pahalı sponsorları sayesinde parlak güz günleri yaşamış. Sonra rüzğar esince üşümüş cepleri para dolu kürkleriyle Amerikaya kaçmış. Bizim buralardaki ekranların arpa tarlalarını yeni yetme şöhretler biçmeye başlamış. Sapla saman karışmış, köprülerden akan sular bulanmış. Ayaklar, başlar kaşla yer değiştirip dururmuş. Azgınlıklar durulmaz, koşanlar yorulmaz olmuş, zira artık ahir zamanmış.

Hasılı, Türkiye’de yığdığın hasılat Amerika’da kaç yıl besler insanı? Para bitince tekrar kazanıp yığmak için Türkiye’ye dönülmüş. Saçlar boyanıp genç görünüm verilmiş ve bir bahane bulunup yine medya’da bir yayında sunucu olarak görünmüş. Bir kere zihniyetin düzgün olsa, sunucu eşin mazlum biri olurdu. Al birini, vur ötekine. iyi görün, kötüyü yedir. Âlâ, hem de ne âlâ...

Proğramın tanıtımı içinde Cumartesi gününün başka bir yaşlısından destek verdirilmiş. Yaşlı kadınlar niye ekrandalar, derseniz. Demezsiniz biliyorum, çünkü çoğunuz ne verse yeyip yutuyorsunuz. Ben yinede  söyleyeyim… Taklitçilikten! İzleyin yabancı kanalları bakın, yemek ve el işi ve kadın proğramları sunucuları hep orta yaş üstü kadınlar.  İsmi Marta (kaçmış karta) diye bir sunucu ve onun el işi- ev işi pratikliğine yönelik proğramı var. Aynısı bizde, yaşlı bir Amerikan beyinli sarışın kafayı “falanlı Günler” yapmışlar, ekranı tombul, ama ojeli tırnaklı (Tığı ipliğe dürterken yakın çekim oluyorya, a ne modern) elli hanımlarla el ve ev işleriyle doldurmuşlar… Siz de o proğramı sanki o sarışın bulmuş gibi hayranı olun, cam önüne dolun. A benim saflarım, siz böyle oldukça daha çok kanarsınız, gün olur boşa geçen günlere yanarsınız. Gavurdakinin aynısını kopyala kes yapıştır yapıyorlar. Sizde “tövbe haşa, adeta o taklitçilere tapıyorsunuz” gaflettesiniz bilmiyorsunuz.

Devamını oku...

Cellat Gibi
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 10 Aralık 2012 10:53

altEski bir dost ziyaretiyle bizi ziyadesiyle mesut etti. Epeydir görüşmüyorduk, hasret giderici hatır sormaların, zaman mesafesinin araya girme bahanelerine ithafta bulunarak gönül almaların ardından başladık derin muhabbete...

Eski dost bir ara ablasının rahatsızlığından söz açtı. Üzüldüğümü beyan ettim. “Ben de üzülüyorum, ama neyse ki gelini üst kata taşındı o ilgileniyor” dedi. Ablası aylar önce oğlunu evlendirmişti. Bu zamanda kayınvalidesinden yakın ilgisini esirgemeyen bir gelinin varlığını bilmek iyilerin ve iyiliklerin henüz tükenmediği anlamını taşıyordu ki, bu da şüphesiz beni müstakbel gelinlerime karşı olumlu doğrultuda umutlandırıyordu.

Yine de emin olmak için sordum: “Gerçekten gelini uğurlu, hayırlı mı çıktı?”

Eski dost, gurur ve tebessüm dolu bir bakışı gözlerime fırlatırcasına konuştu: “İyi ne demek, cellât gibi maşallah.”

“Oh oh, maşallah” diyerek, konuyu merak ettiğim başka konulara kaydırdım. Geçmişten tanıdığımız bildiğimiz kim varsa birlikte yâd ettik. Dereden tepeden sohbete dönüşünce muhabbetimiz, veda fasılasına yaklaştığımız anlaşıldı. Tekrar görüşme dileklerimizle o hanesine yollandı. Ben hanemin oturma alanına yöneldim. Ve ev halkımdan birine, merakını gidermesi adına eski dosttan kısaca söz ettim. Zira kendisi konuşmalarımızın tanığı olmamıştı. Cellât gibi gelinden de bahsettim bir cümle. Kelimeyi duyar duymaz irkildi. “O da ne demek?” diye sordu. Anlaşılan zamane insanı eski deyimlerin ne anlama geldiğini idrak edemiyordu. Cellâdı kafa kesen olarak okumuş okul kitaplarında ve öylesi kalmış dimağında; hemen dağarcığına doğru kelamı yükledim. “Senin bildiğinde doğru dedim, cellât bir infaz görevlisidir. Aldığı emri kusursuz uygular. Yani bir denileni ikinci kez tekrarlatmaz. Gelin hanımda böyle seri ve dikkatli biriymiş. Kendisinden bir görev beklendiğinde ertelemeden yapan maharetteymiş. Yaygın tabirle sosyal biriymiş” diyerek, becerebildiğimce cellât gibi tabirini açıklamaya çalıştım…

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ