Galibiyeti Hak Olanlar/Mağlûbiyete Gark Olanlar

Kaldırım kenarlarına  meşe ağaçları yerine meyve ağaçları dikilse, hem çocuklar, hem kurt kuş bu meyvelerden bolca yese, ağacı dikenlere ve diktirenlere bolca sevap dolsa nasıl olur? Diye kendime soruyorum ve yine kendim soruma cevap arıyorum.

-Çok doğru, ama bizim milletin bazıları onları güzelce toplar kimseye bırakmaz reçelini bile yapar. Kimi insanların evlerinde her şey bolca var olsa da gözleri açtır. Bu şekil görülürse ancak kavga çıkar; medeni olsak başkalarını da düşünerek yapılırsa amenna, ama çok zor.

-İyi güzel, ama ağaçların mahvedilişini seyredersiniz. Ve de yerlere dökülen meyvelerin ayaklar altında ezilişine tanık olur, günaha girebilirsiniz.

-Güzel ve doğru söylüyorsun da, meyveler olduğunda büyüklerden uyanık olduğunu sanan birileri gider hepsini toplar, hatta bazısı sabahın köründe topladıklarını gider pazarda satar, parasını arlanmadan koynuna istifler. Bu da yanlış örnek.

Yapıcı bakmak lazım; süs ağaçlarının gölgeden başka bir ederi yok, en azından meyve ağaçları çocuklar için bilgisayardan uzaklaşıp dışarı çıkmaktır.

Ve çocukların meyvelerin nasıl yetiştiğini bizzat görmesidir. Aksi halde çocuklar en yakın gelecekte hangi meyvenin nerde yetiştiğini sorduğumuzda,  market  veya AVM'ler de diyecekler diyorum.

Devamını oku...

Galibiyeti Hak Olanlar/Mağlûbiyete Gark Olanlar
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 01 Ocak 2013 11:27

altBugün dünya insanının çoğunluğu akşamdan kalma... Müslümanlar dâhil hayatta olan milyonlarca insan, dün geceyi, seherin nuru âşikâr oluncaya değin uykusuz geçirdi. Âdeta uykusunu, gecenin peşi sıra sürükledi. Kimi "Milâdî" takvimin yenilenmesini, kimi de "Fetihlerin namlısı, şehirlerin en nurlusu Mekke"nin kansız zapt edilmesinin sene-i devriyesini yâd etti... Ahlayıp inleyenler, aç -açıkta kalanlar,derdine yananlar Yaratan'ına yakaranlar yine dünyalarında yalnızdılar. İnsanlık dün akşam muhtemeldir uykusuz kalışta eşittiler. Kimin ne yaptığı kendine bağlandı. Gülenle, ağlayan aynı karanlığın altında sabahlayıp, aynı gündüze uzandılar...

Dün gece âhiret mükâfâtını kazananlar ve kaybedenler oldu. Şüphesiz, kayıptakiler, mükâfâtın ehemmiyetinden bîhaber olanlardı. Ne hazîndir ki, bir asrı aşkın zamandır biz Müslüman Türkler, rotamızı şaşmışız. Hazreti Âdem'in (A.S.) torunları olarak yanlış yollara sapmışız. Karşımıza çıkan fitnecileri doğrucular sanmışız. Şekerle çocukları kandıran sevimli sıfattaki sapıklar gibi, bize dostluk eli uzatanların avuçlarının içindeki zehri görmemişiz. Yahut onu da şeker belleyip, âfiyetle yemişiz. Şimdi geldiğimiz noktada nasılız?

Pek çoğumuz dünyaya dalmışız, dünyalık olmuşuz. Derdimiz, tasamız, birinci yasamız dünyaya ayak altuydurmak olmuş. Dünya derdine düştükten sonra kaybolduk. Şimdi de yolumuzu bulmaya çalışıyoruz… Lâkin bir dolu engeller çıkıyor karşımıza; bir çok fitneler, fitneciler, zehir saçanlar, necis ağızlarını açanlar, Hristiyana uyanlar, Yahudiyi kucaklayanlar, Budizmi eve dâvet edenler... Neler neler... Çevremizi kuşatmış, İslâm güneşimizi perdelemişler. Isımızı, ışığımızı, bizi ısıtan ateşimizi soğutmuşlar; söndürmüşler. İslâm ateşi öyle bir ateştir ki; bıraktığında seni yakar, tuttuğunda nefes aldığını hisseder, ferahlarsın. Allah Teâlâ bizleri mağlûbiyete gark olanlar saffından uzak tutsun, daimî galibiyeti hak edenlerden eylesin İnşallah. Âmin.

 

 

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ