Takdire Razı Olmak

Takdire Razı Olmak
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 04 Ocak 2013 11:13

Denizin sakin olduğu günlerdendi. Sahil balıkçılarla nede şendi. Bir saatten beri denizde uğraşmışlar bağrışmışlar, yorulmuşlardı.

Uzaktan onları seyrediyordum. Nihayet deniz üzerinde geçen bu şiddetli yorgunluk, ve ezici soğugun mükafatı olan palamutları sahile getirdiler. Büyük naylon kovalar içine boşalttılar. Deniz üzerindeki görüntü ne kadar da zıttı. Denize ait olan balıklar cansız duruyordu. Karaya ait insanlar deniz üzerinde yoğun hareketliydi. Adlarına balıı denilen bu adamlar içi bitik yağ tenekeleriyle denizden sular aldılar. Her biri el becerilerini konuşturarak kimi tekneyi, kimi balıkları temizliyorlar, yıkıyorlar, ayırıyorlardı.

Birisinin yanında durarak bakıyordum. Bu ihtiyar bir balıı idi. Gece gündüz deniz üzerinde, balık arkasında meşakketle geçen seneler yüzünü buruşturmuş, yakmış idi. Şimdi yere çömelerek balıkları kasalara sıralamayla iştigal ediyordu. İtinayla istiflediği balıklar arasında bir tanesi ezilmiş, parçalanmış zuhur etti. İhtiyar bu balığı bir tarafa ayırdı. Bir köpeğe, kediye verecek diyordum. Fakat köpeğin bile yemesi şüpheli idi. İşi bitmek üzere iken yanına gelen küçük çocuğunu çağırdı O ezik palamutu Verdi: al bunu eve götür dedi.

Bu kadar zahmet içinde me

 

şakkat içinde nihayete eren şu hayatın, o hayata bağlı olan fakirlikten sefil bir hayat süren ailenin bir sağlam palamuttan bile demek nasibi yoktu. Soğuklarda karanlıklarda bir takım tehlikelere göğüs vererek ölmeyecek kadar yaşamak, sürünmek için yine hayatlarını feda eden bu mahrumiyetinin, takdire razı olmaktan öte başka bir açıklaması olamazdı. Fakat bizler böylelerinin varlığından bihaber olmamalıyız. Köpeklerin yemesi bile şüpheli olan ezik çürük palamutlarla yetindiğini düşünüp de azap ve vicdani hissetmeden lokmasını yutmaya vicdanen hak kazanmış olanlar ve içimizde insane olarak yaşayanlar acaba kaç kişidir?