DAHA DÜN, DÜNDÜ.

 

Allahü teala, peygamberi Musa aleyhisselama hitap edip;"Ey Musa! Filan mahallede, bizim dostlarımızdan biri vefat etti. Git onun işini gör.Sen gitmezsen,bizim rahmetimiz onun işini görür" buyurdu.Hazreti Musa,emir olunduğu mahalleye gitti.Oradakilere:

Bu gece, burada, Allahü tealanın dostlarından biri vefat etti mi? diye sorunca:"Ey Allahın peygamberi! Allahü tealanın dostlarından hiç kimse vefat etmedi. Ama, filan evde zamanını kötülüklerle geçiren fasık bir genç öldü.Fıskının çokluğundan,hiç kimse onu defnetmeye yanaşmıyor, dediler. Musa a.s:"Ben onu arıyorum, buyurdu.Gösterdiler.Hazret-i Musa o eve girdi.Rahmet meleklerini gördü.Ayakta durup, ellerinde rahmet tabakları olup,Allahü tealanın rahmet ve lütfunu saçıyorlardı.Hazret-i Musa,yalvararak münacaat etti:"Ey Rabbim! Sen buyurdun ki, o ''Benim dostumdur.''İnsanlar ise fasık olduğuna şahitlik ediyorlar. Hikmeti nedir? Allahü teala:

"Ey Musa! İnsanların onun için fasık demeleri doğrudur. Ama, günahından haberleri var,tövbesinden haberleri yok.Benim bu kulum,seher vakti, toprağa yuvarlandı ve tövbe etti. Bizim huzurumuza sığındı.Ben ki, Allah'ım! Onun sözünü ve tövbesini kabul ettim. Ona rahmet ettim ki,bu dergahın ümitsizlik kapısı olmadığı anlaşılsın!" buyurdu.

Devamını oku...

DAHA DÜN, DÜNDÜ.
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 05 Şubat 2013 21:20

 

altNe tez akıyor dakikalar, ne süratli dönüyor dünya. Farkına varamadan yarına uyanıyoruz. Oysa daha dün, dündü. Dün de bugündü. Ve bugünde yarınların dünüdür...
 
Dünlerde kalan günlerde ne güzel çocukluğumuz vardı. Göğe yükselmemiş, güneşe bağrını açmış evlerimizin önünde komşu çocuklarıyla oyunlar oynardık. Kimimiz yakar top, bazılarımız istop, bazen seksek, kimimiz yedi kiremit...
 
Sokağımızdaki evlerden pır fırlamayla oyuna dalan erkek çocuklarından rengarenk bilyelerle misket oynayanlar, çember çevirenler, uçurtma uçuranlar olurdu. Saklambaç oynarken koca gövdeli ağaç arkalarında çocuk bedenlerimizle görünmezdik. Gözünü duvara karşı yummuş olan ebeden sayı alırdık. Bizi sobeleyemedikçe, o tekrardan ebe olurdu. Ebenin belirlenmesi, arkadaşlarla aramızda sayılmaca yaparak belirlenirdi.
 "O dosi dosi saklambosi, saklamboç ingili badem doç" ne demekti bugün dahi bilmiyorum. Ama hep ebeyi, kaynağı belli olmayan bu uydurma sözlerle seçerdik.
 
Şimdiki çocuklar sokak oyunlarından, oyun oynarken yorulmaktan; havadan, güneşten yoksun büyüyorlar. Onlar kat kat üstüne bindirilmiş, eşyalarla tıkış tıkış evlerinin bir köşesinde telefonla mesajlaşma ve internet üzerinden yazışma dışında pek bir şey bilmiyorlar.
Robotlaşmış nesil mi olundu ne?
 
Güya teknoloji gelişti, insanlık geriledi. İçine dönük asosyal insan sayısı arttı. Kalabalıklar arasında yalnızlıklar çoğaldı. Bizler şanslı nesillermişiz vesselam. Doya doya, oyunlar oynaya, eğlene, güle çocukluğumuzu yaşamışız.
 
Çevremizde teknoloji fakiri boldu. Fakat tebessümlü yüzlerden yana zenginlik dolu doluydu. Şimdi ki çocuklar dünyayı avuçlarında gibi biliyorlar. ancak insani yaklaşımlardan uzak kalıyorlar.
 
Sosyal paylaşımmış. Yüzyüze konuşmadan, gözgöze bakışmadan neyi, nasıl anlatıp, anlayıp paylaşabilirsiniz ki?
 
 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ