Bu şehir sana yaklaştıkça güzel

Bu şehir sana yaklaştıkça güzel
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 07 Şubat 2013 03:49

Mevlana Rumi Mesnevi Târık ileri TARIK İLERİ Târık İleri Ayfer Aytaç mevlana gazel divan kebir mevlana şems

 

من مست و تو ديوانه ما را که برد خانه

من چند تو را گفتم کم خور دو سه پیمانه

Men mest u to dîvâne mâ râ ki bered hâne

Sed bâr to râ goftem kem hôr du se peymâne

Ben mest, sen sarhoş kim götürecek bizi eve

Yüz kere söyledim sana, iki üç kadeh az içiver diye

 

در شهر یکی کس را هشیار نمی‌بینم

هر یک بتر از دیگر شوریده و دیوانه

Der şehr yekî kes râ huşyâr nemî bînem

Her yek beter ez dîger şûrîde u dîvâne

Şehirde bir kişiyi bile ayık görmüyorum

Hepsi birbirinden beter, hepsi çılgın ve divâne

 

جانا به خرابات آ تا لذت جان بینیMevlana Rumi Mevlana Rumi Mesnevi Târık ileri TARIK İLERİ Târık İleri Ayfer Aytaç mevlana gazel divan kebir mevlana şems

جان را چه خوشی باشد بی‌صحبت جانانه

Cânâ ne harâbât â tâ lezzet-i cân bînî

Cân râ çe hûşî baş ed bî-sohbet-i cânâne

A sevgili, harâbâta gel de gör canın lezzetini

Can hoş olur mu hiç, olmadan sohbet-i cânâne

 

هر گوشه یکی مستی دستی ز بر دستی

و آن ساقی هر هستی با ساغر شاهانه

Her gûşe yekî mestî destî zi ber destî

V’ân sâkî her hestî bâ sâgar-i şâhâne

Her köşede bir mest, eller dolanmış ellere

Bir de her varlığın sâkîsi, elinde bir kadeh şâhâne

 

تو وقف خراباتی دخلت می و خرجت می

زین وقف به هشیاران مسپار یکی دانه

To vakf-ı harâbâtî dahlet mey u harcet mey

Zin vakf be huşyârân mesipâr yeki dâne

Sen hârâbâtın vakfısın, gelirin de mey giderin de

Bu vakıftan sakın verme ayıklara bir tane

 

ای لولی بربط زن تو مستتری یا منMevlana Rumi Mesnevi Târık ileri TARIK İLERİ Târık İleri Ayfer Aytaç mevlana gazel divan kebir mevlana şems

ای پیش چو تو مستی افسون من افسانه

Ey lûlî-i berbat zen to mestterî ya men

Ey pîş-i çu to mestî efsûn-i men efsâne

A zarif çalgıcı sen mi daha sarhoşsun ben mi?

Senin gibi sarhoşun yanında benim efsûnum efsâne

 

از خانه برون رفتم مستیم به پیش آمد

در هر نظرش مضمر صد گلشن و کاشانه

Ez hâne burûn reftem mestîm be pîş âmed

Der her nazareş muzmer sed gulşen u kâşâne

Evden çıktım dışarı, karşıma bir mest rast geldi

Her bakışında gizliydi yüz gülşen, yüz kâşâne

 

چون کشتی بی‌لنگر کژ می‌شد و مژ می‌شد

وز حسرت او مرده صد عاقل و فرزانه

Çun keşti-i bî-lenger kej mî şod u mej mî şod

Vez hasret-i û morde sed âkıl u ferzâne

Çapasız gemi gibi yalpalıyordu bir o yana bir bu yana

Hasretinden ölmüştü yüz akıllı, yüz akıl dâne

 

 

گفتم ز کجایی تو تسخر زد و گفت ای جانMevlana Rumi Mesnevi Târık ileri TARIK İLERİ Târık İleri Ayfer Aytaç mevlana gazel divan kebir mevlana şems

نیمیم ز ترکستان نیمیم ز فرغانه

Goftem zi kocâyî to tesher zed u goft ey cân

Nîmîm zi Türkistân nîmîm zi Fergâne

Dedim neredensin sen, alay edip dedi: Ey cân!

Bir yarım Türkistan’dan bir yarım da Fergâne

 

نیمیم ز آب و گل نیمیم ز جان و دل

نیمیم لب دریا نیمی همه دردانه

Nîmîm zi âb u gil, nîmîm zi cân u dil

Nîmîm leb-i deryâ nîmî heme durdâne

Bir yarım su ile topraktan, bir yarım canla gönülden

Bir yarım deniz kıyısından, bir yarım tümden dürdâne

 

گفتم که رفیقی کن با من که منم خویشت

گفتا که بنشناسم من خویش ز بیگانه

Goftem ki refîkî kon bâ men ki menem hîşt

Goftâ ki beneşinâsem men hîş zi bîgâne

Dedim arkadaşlık et benimle, benim senin yakının

Dedi tanıyacak hâlde değilim, kimdir yakın, kimdir bîgâne

 

من بی‌دل و دستارم در خانه خمارم

یک سینه سخن دارم هین شرح دهم یا نه

Men bî-dil u destârem der hâne-i humârem

Yek sîne sohen dârem hîn şerh dehem yâ ne?

Gönlüm yok, sarığım yok, mahmurluk evindeyim ben

Bir yürek dolusu sözüm var, şerh edeyim mi sana

 

در حلقه لنگانی می‌باید لنگیدن

این پند ننوشیدی از خواجه علیانه

Der halka-i lengânî mî bâyed lengîden

În pend nenûşîdî ez hâce-i ‘aliyâne

Aksakların halkasında aksamak lâzım gelir

Bu öğüdü almadın mı, dedi işte o yüce pâyeli hâce

Mevlana Rumi Mesnevi Târık ileri TARIK İLERİ Târık İleri Ayfer Aytaç mevlana gazel divan kebir mevlana şems

 

سرمست چنان خوبی کی کم بود از چوبی

برخاست فغان آخر از استن حنانه

Sermest çunân hûbî key kem bûd ez çûbî

Berhâst figân âhir ez ustun-i hannâne

Bu güzellikte bir sarhoş, bir çerden çöpten aşağı olacak değil ya

Bir bak nasıl feryat etti sonunda ustun-i hannâne

 

شمس الحق تبریزی از خلق چه پرهیزی

اکنون که درافکندی صد فتنه فتانه

Şemsu’l Hakk-i Tebrîzî ez halk çe por hîzî

Eknûn ki der efkendî sed fitne-i fettâne

Tebrizli Hak Güneşi, ne kaçarsın halktan yana

Attın işte ortaya yüzlerce fitne-i fettâne

 

Mevlânâ ismiyle bilinen Celâleddîn-i Rûmî'nin Dîvân-ı Şems adıyla maruf eserinde yer alan 2309 numaralı gazeldir.

Ses kaydı için: http://www.youtube.com/watch?v=OGNc_Pu7OW4


Arz-ı Selâm ve Bâkî Uhuvvet ile.

Târık İleri.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

https://www.facebook.com/ileritariq

https://twitter.com/tarikileri