DEMOKRASİ DEDİĞİMİZ

DEMOKRASİ DEDİĞİMİZ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 13 Şubat 2013 00:38

 

Yarım asrı aşkındır Demokrasi Savaşı veriyoruz ve henüz kazanamadık.
 
Tarihe baktığımızda uzun savaşlar görürüz... Mesela Viyana kuşatmaları gibi... kuşatmalar uzadıkça imparatorlar değişmiş, kumandanlar değişmiş, binlerce şehidin yerine on binlerce askerler değişmiş... Netice: Hep savaşılmış, hep savaşanlar göçmüş gitmiş, yerine yenileri gelmiş... 
 
altDemokrasi savaşında imparotor yok. komutanlar yok. Ordular da yok. Peki ya ne var? 75 milyonu bulan Türk Milleti var. Bu savaşta dost yok. Düşman da yok. Savaşan taraflar yine 75 milyonu bulan Türk Milleti... Küçük büyük fertleri olan, aynı çatı altında yaşayan koskoca bir aile..Çatımızın altındaki aile fertlerimize eşit muamele edilmiyorsa, öz evlat, üvey evlat farkı gösteriliyorsa, yahut aileden biri diğeri gibi değilse nedenlerini yaratılışımızda, yetişme şeklimizde aramalıyız. Mavi gök kubbenin altında yaşayan herkes farklı farklı, lakin Allah'ın yanında kullukta eşittirler. İşte bunu idrak etmemiz gerekir. Yani bu savaşta benliğimizi değil, aklımızı ön planda tutmalıyız. Aklımız egomuzdan üstün olmalıdır.
 
Bu savaşta hedef belli iyi sonuç yakalamak ve kazanmak...Demokrasi Savaşı öyle bir kaç kişinin veya belli bir zümrenin ya da topluluğun yapacağı savaş değildir. Tıpkı İstiklal savaşımız gibidir. Aklı eren, dili dönen, ülkesini seven herkesdir. Bu erkektir, kadındır, yaşlıdır, çocuktur ve en önemlisi meclisteki mebustur.
 
Demokrasi; her isteyenin istediği istediği şekilde kullanacağı bir madde değildir. belli kuralları, kaideleri, biçimleri vardır... Demokrasi; istenildiğinde hürriyetleri veren, istenildiğinde de hürriyetleri geri alan bir kurum, kuruluş hiç değildir. Demokrasi bir yönetim biçimidir.
 
Demokrasi bir yönetim biçimidir ve "En iyi" yönetim şeklidir... Demokrasiyi iyi uygulasakta, uygulamasakta, çiğnesekte, çiğnemesekte; sıkıştığımızda baş vuracağımız ve başımızı ağrıtmayan bir müessesedir. Ne var ki. bu müesseseyi bazen hazmedemeyiz, hatta sıklıkla çıkarlarımız için çiğneriz, varsa yok sayarız. Yoksa varlığını kabule çabalarız. Çoğunlukla bireyselleştiririz görüşlerimizi. Kendi zihinlerimizdekini dayatmaya çalışırız karşımızdakine, emrivaki olduğunu anlamayız. Empatiden hiç çakmayız. demokrasi bizi, bir yolla kendisini çiğnediğimizden dolayı ikaz etmeye kalkar, hiç aldırış etmeyiz. Ama bu çiğneme işini bir başkası yapmaya kalkışsın, öyle bir çığlık atarız ki; kendimizin koruyamadığı demokrasiyi başkasının sırtından korumaya kalkışırız...
 
Özellikle en büyük demokratik çatı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altına Demokrasi Savaşı vermeye gönderdiğimiz değerli Milletvekillerimiz bazen güya bizlere çaktırmadan Demokrasi'mizin ucuna, kıyısına basıveriyorlar. hatta üzerine yatıveriyorlar. Farkına vardığımızı anladıklarında ayaklarının üzerine dikilip bize öyle bir demokrasi dersi veriyorlar ki, uzun uzadıya. Dinlerken uykumuzu getiriyorlar.
 
yukarıdaki satırlarda izah etmeye çalıştığımız gibi demokrasi ne bir çıkar müessesesidir, ne de istenildiği zaman kullanılan bir oyuncak gibidir.demokrasimize gerektiği gibi sahip çıkmasını, saygı göstermesini bilmek zihinlerdeki "var mı- yok mu," sorularına yeterli cevap olacaktır sanırım.