BEDAVA BİT BAŞA KONUR

BEDAVA BİT BAŞA KONUR
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 14 Şubat 2013 23:41

altBir yol tutturmuşlar. Günler icad edip milleti tüketime sevk etmişler... Her uydurulan hurafeye hediyeleşme getirmişler. Hediyeyi veren çarka ayak uydurmak, gördüğünden, duyduğundan geri kalmamak adına bütçesi ölçeğinde paket sardırıyor. Sevdiğini sevindirmeye götürüyor. Paketi kolunda, işler yolunda sanıyor. aslında hediyesinin beğenilip, beğenilmeyeceği endişesini yüreğinde taşıyor. Bu durumda o yüreğin içindeki var olduğu sanılan sevginin çevresini korku, endişe sarıyor. Bu yüzden de sevgiliye varılınca çehreler asık, diller lal olup kalıyor... 

Hediyeyi alan için durum daha farklı. Kimi "Gönülden kopmuş, sayılmış, değer verilmişim" zannediyor. Kimileri "Hediyenin ufağı, büyüğü olmaz. Bedava sirke baldan tatlıdır" değerlendirmesi yapıyor. Kimi var ki "Bedava gelen bitli de olsa başa konur" diyerek diliyle kendini teselli etsede; " yüreğinden geçen cümleler uykularını kaçırtıyor. "Falanca kadar değerim yok mu, bana layık görülen bu mu," sözleri tatlı geçireceği zamanları acıya dönüştürüyor...
 
Kel başa şimşir taraklar, ayranı yokken içmeye kredi kartına altı takside ayran takımı alanlar. takılıp kalıyorlar sonra "Bu kadar borcu ne ara yaptık, nasıl ödeyeceğiz? "Sorularına. cevapları toparlayıp doğruyu bulana kadar da ömürlerinin çoğu gitmiş, güzelce kendi boğazlarına yiyecekleri paralar bitmiş oluyor...
 

HEDİYE ALMASAK SANKİ NE OLUR?

Halbuki bunların hiç birini bu şekil yaşamayabiliriz. Kovulmuşa uymasak, islamiyete itikadımız tam olsa endişesiz yersiz, dünyanın tasasını, yasasını, yasını duymadan keyifli bir ömür sürebiliriz.

alt
 
 
BİZİM DİNİMİZ SEVGİ DOLU 
HER ADIMIMIZ SEVGİ YOLU
 
Sevgili Yaradan'ımız (Celle Celalühü) ... Sevgili Peygamberimiz (Sallahu Aleyki Ve sellem)
Sevgili dinimiz... Sevgili inancımız... Sevgili annemiz... Sevgili babamız... 
Sevgili ailemiz...Sevgili hayatımız... Sevgili kimliğimiz... sevgili öğretmenlerimiz...
Sevgili eşimiz... Sevgili çocuklarımız... Sevgili kardeşlerimiz... Dostlarımız, arkadaşlarımız... Sevgili akrabalarımız, Ahbablarımız...
 
 Bunlarin hepsi çok sevdiklerimiz , en sevgililerimizdir...
 Seni seviyorum demek kadar , sevgilinin sevdiklerine en büyük hediyesi birbirlerine verecekleri değerdir ... Kadir kiymet bilmektir ... Koşulsuz, şartsız, şusuz, busuz vefalı olmaktır. İyi günde olduğu gibi, dar günde de aynı samimiyeti, sadakati gösterebilmektir.
 Hediyeler kandirmacadir ... Hediyeler esnafın para kazanmak için sundukları tuzaklardır...
Hediyeleşme elbette güzeldir... En sevgilimiz Peygamberimiz Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurmuşlar ki: 
"Hediyeleşin, zira hediye, kalpteki kuşkuları giderir. Komşu kadın, komşusu kadından gelen hediyeyi hakir görmesin, bir koyun paçası olsa bile."
Ne var ki günümüz dünyasında sünnete uymak için değil, insanları azdırmak doğrultusunda hediyenin önemi vurgulanmaktadır. Batı beyninden türeme, bizdeki batı hayranlarından üreme yöntemlerle bilinçsizce harcamalar, gaflet sanılmayıp gelenekselleştiriliyor... Bu yanlış yolda elin papazı Valentiniyı bağrına basıp, önderin Peygamberini (S.A.V) 'Haşa' geri planda bırakıyorsun. Sözüm, yanlışta olanlarımıza...
 
İnsan insani tavlar ... "İnsan insanı azdırır" demiş büyüklerimiz.  Oysa fedakarlık yapıldığında  minnettarlıkla insan insanı avlar ... Sevdikleriniz avucunuzda sizin ellerinizdedir ...
Ellerinizdeki değeri tutmasını bilmek, hediye ile sağlanmaz. Karşılıklı samimiyet ve sadakatla tutuşunuz sağlamlaşır. Aksi halde başkalarını seviyorum zannederken , kendinizi sevmektesinizdir. asıl kendinize değer veriyorsunuz demektir. "Ben ufak bir hediye alayım, karşılığı daha büyük, daha değerli olarak gelebilir" demektir.
 Hakikatte sevdiklerinize vereceğiniz en güzel hediyeniz yüreginizdir ... Her gün çevremizde olupta farkına varmadıklarımızı hatırlayıp değerlerini sağlıklarında bilmektir. Sevene ve sevilene, sevginin değerini bilene her gün özeldir...