İSTANBUL’UN FETHİ

İSTANBUL’UN FETHİ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 28 Mayıs 2013 16:02
"Le tüftehannel konstantiniyyeti fe le ni'mel emiru emiruha
ve le ni'mel ceyşu zâlikel ceyş"
 
 
 
altKonstantiniyye mutlaka feth olunacaktır.
Onu fetheden kumandan, ne güzel kumandan; onu fetheden asker, ne güzel askerdir.
[Hz. Muhammed (s.a.v)]
 
 
Dilimizde olan Fatih hayranlığı kalbimize inmediği müddetçe Fatih bizden davacıdır. Fethin mübarek olsun sultanım. Senin neslinden olduğumuz iddiasında olup senin camini metruk ve mahzun bırakan bu evlatlarını affet...
 
 
Muhterem Müslümanlar! Kahraman milletimizin tarihinde kazanılmış birçok eşsiz zaferler vardır. Bu zaferler, geçmişimizi süsleyen ve geleceğimizi aydınlatan çok önemli dönüm noktalarıdır. Tarih sahnesinde müstesna bir yere ve değere sahip olan İstanbul’un fethi de bu dönüm noktalarından birisidir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in; “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” müjdesine nail olabilmek amacıyla, müslümanlar tarafından çok sayıda seferler düzenlenmiştir. Fakat bu şeref, Fatih Sultan Mehmed’e ve onun şanlı ordusuna nasip olmuştur. Bu fetihle bin yıllık Doğu Roma İmparatorluğu yıkılmış, Kostantiniyye, İstanbul olmuş, dünya tarihinde bir çağ kapanıp yeni bir çağ açılmıştır. 
alt
 
Kıymetli Mü’minler! İstanbul’u fethederek Rasulullah’ın övgüsünü hak eden büyük hükümdar Fatih Sultan Mehmed, çıkardığı bir fermanla, özünü dinimizden alan fetih ruhunu bir insanlık dersi olarak tüm dünyaya yeniden duyurmuştur. 
 
altMekke’nin fethinde ilk örneklerini gördüğümüz gibi, İslam tarihi boyunca fethedilen yerlerde sergilenmiş olan örnek davranışların en güzellerinden birine İstanbul’un fethinde şahit olmaktayız. Şöyle ki; muzaffer komutan Fatih Sultan Mehmed, zaferi müteakip kendisiyle savaşmış olan herkesi affetmiş, çıkarmış olduğu fermanla Bizans halkının hasret kaldığı can, mal, ırz ve namus güvenliğini teminat altına almıştır. 
 
alt
Kardeşlerim! Fatih’in bir armağanı ve İslam’ın fetih anlayışının bir yansıması olarak, güzel yurdumuzda mevcut olan diğer ırk ve din mensupları, asırlar boyu hiçbir rahatsızlık duymadan yaşaya gelmişlerdir. Bütün bunlar dinimizin ve milletimizin her türlü inanca ve ırka gösterdiği üstün hoşgörüyü aksettiren tarihi belgelerdendir. Bize düşen, “Fetih Ruhunu” genç nesle aktarmaktır. Özünü İslam’ın yüce değerlerinden alan fetih ruhu, daha çok çalışıp üretmek, ülkemize ve insanlığa yararlı olmak şeklinde algılanmalıdır. Öyle ise, gerçek ve kalıcı fethin, gönülleri fethetmek olduğu bilinciyle hareket ederek gelecek nesillerimizi milli-manevi değerlerimizle donatıp, bu ruh ve anlayışa sahip olmalarını sağlamalıyız. Bu vesile ile başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere bütün şehit ve gazilerimize Allah’tan rahmet diliyor ve hutbemi başta okuduğum ayet mealiyle bitiriyorum: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O’ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir..."