Hayırlı Evlat

Hayırlı Evlat
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 14 Aralık 2013 21:40

alt

Musa Aleyhisselam bir gün: Ya Rabbi, Cennet’te benim komşum kim olacak, bana bildir de gidip onunla görüşeyim, dedi. Musa Aleyhisselama şöyle vahiy geldi. Falan beldeye git, orada çarsının başında bir kasap dükkanıvar. O dükkânın sahibi olan kasabı gör,  o veli bir kulumdur. Yalnız bilesin ki, onun çok önemli bir işi vardır. Çağırırsan gelmez. İşte o senin cennetteki komşundur. Musa Aleyhisselam hemen bildirilen yere gitti. Kasabı buldu ve ona Ben sana misafir geldim, dedi.  Kasap Musa Aleyhisselami tanımıyordu. Ona hoş geldin, deyip bir kenara oturttu. Dükkânda ki işi bitince de alıp evine götürdü. Evinin başköşesine oturtup çok ikramda bulundu…

Musa Aleyhisselam, ev sahibini dikkatle takip ediyordu. Ev sahibi kasabın ocakta çömlek içinde, et pişirdiğini gördü. Et pişince çömlekteki eti küçük küçük parçalara ayırdi. Bunları bir tabağa koyup, bir kenara bıraktı. Sonra bir et parçası daha çıkartıp, onu da misafiri Musa Aleyhisselam’a ikram ederek dedi ki:  “Benim önemli bir işim var. Sen beni bekleme yemeğini ye”dedi, sonra da yanından ayrıldı.

Önemli bir işim var deyince, Musa Aleyhisselam, önemli işi nedir diye merak etti ve gizlice kasabı takip etti. Kasap Musa Aleyhisselam’in yanından ayrıldıktan sonra, yandaki odaya geçti. Duvarda asılı duran büyük bir zembili indirdi. Zembilde çok ihtiyar, mecalsiz bir kadın vardı. Kadına küçük küçük parçaladığı etleri yedirdi. Karnını güzelce doyurduktan sonra, altındaki kirlenmiş bezleri aldı yerine temizlerini bıraktı. Sonra kirli bezleri yıkayıp astıktan sonra ellerini yıkayıp Musa Aleyhisselam’in yanına geldi. Daha yemeğe başlamadığını gören kasap ‘niçin yemeğe başlamadınız’ diye sordu. Musa Aleyhisselam: “Sen bana zembildeki sırrı söylemedikçe bir lokma bile yemem” Dedi.

 

“Mademki merakettin anlatayım; ey misafir, bu zembildeki benim yaşlı annemdir. Çok yaşlı olduğu için takatten düştü. Evde bakacak başka kimsem de yok. Evleneceğim, fakat hanımım annemi incitir, onu üzer diye evlenemiyorum.

İşe gittiğimde herhangi bir hayvanın kendisine zarar vermemesi için onu gördügün gibi bir zembile koydum. Her gün gelip iki öğün yemek yediriyorum. Diger hizmetlerini de görüp gönül rahatlığıyla işime gidiyorum. Bunun üzerine Musa Aleyhisselam dedi ki: “Ancak anlamadığım bir şey daha var. Sen annene yemek yedirip su içirdikten sonra, dudaklarını kıpırdatıp birşeyler söyledi, sen de âmin, dedin. Annen ne şöyledi ki âmin dedin?”

 Annem, her hizmet edişimde “Allah seni Cennette Musa Aleyhisselam’a komşu eylesin” diye dua eder. Ben, hiç ihtimal vermediğim halde, bu güzel duaya âmin derim. Ben kimim ki, o büyük Peygamberle komşuluk edebileyim. Onunla komşuluk edebilecek ne amelim var ki. O zamana kadar kim olduğunu saklayan Musa Aleyhisselam, buyurdu ki : “Ey Allahin sevgili kulu, ben Musa’yım.  Beni sana Allah-u Teâla gönderdi. Annenin rızasını kazandığın için Cennet-i A’layı ve orada bana komşu olmayı kazandın.” Kasap hemen kalkıp Musa Aleyhisselamin elini öptü ve sevinç içinde yemeğini yedi.

Evet inşallah hayırlı evlat olabilmeyi nasip etsin Mevla’m, ahir zaman vakit tepe taklak ilerliyor ömürde öyle geçiyor gördüğünle aldığınla kalıyorsun hayatta kimse kalıcı değil ama anne ve babanı birdaha göremeye bilirsin herzaman hoşnut ve dualarını almaya bakmak lazım…