Gribim Garibim

 

Hava güzeldir,güneş tüm dünyaya ışığını, ısısını cömertçe yaymıştır. İç sesiniz isyan eder, sessiz düşünceleriniz eyleme dönüşür. Yerinizde duramazsınız. Bu güzel günden nasibiniz kadarından yararlanmak için şöyle bir park turu atıp, çamların arasında yürüyüş yapmak istersiniz. Namümkün, bir sürü yaşlı başlı adam sinema salonundan yer kapar gibi, dünya sadece kendilerine ait gibi, daha açık ve acı kelamla tren geçerken kırlarda görünen, geviş getirerek kafayı kaldıran mallar gibi çevreye dizilmişler.
 
 (Böyle olmayanlara değil elbet sözümüz. Hak edene, Hakkı bildirmektir niyetimiz.) İçlerinde eli bastonlu olanlar var, burnunu karıştıranlar, dizlerini ovuşturanlar, ellerini karınları üzerine kovuşturanlar var. Belli çoğu emekli, evden eşlerince postalanmışlar, açıkcası "Bütün gün seni çekemem. Dizilerime, altın günüme ket vurursun" denilip dışlanmışlar. Onlarda ayakları dışarı çıkarçıkmaz, soluğu parklarda almışlar. Pür dikkat geleni geçeni seçmeye çalışıyorlar. Resmen, her geçeni alıcı tavrıyla süzüyorlar. Belli yapacak işleri, meşgaleleri yok. Ne camiyi bellemişler, ne kütüphanenein yolunu öğrenmişler. Oturrmuşlar banklara, geleni gidene takılı gözleri. Önlerinden kim geçerse baştan ayağa süzüyorlar. İçlerinden geçen niyetleri bilemem, lakin bakışlar tekin değil... Onlar oralardayken, başka bir parkta veya çarşı pazarda da onun hanımını, kızını, kısrağını süzüyorlardır haberi yok. Al gülüm, ver gülün dünyası. Yazıktır, boşa geçen vakte...
Devamını oku...

Gribim Garibim
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 09 Mart 2014 08:34

GECEMİN KARASINA, UYKUMUN ARASINA

BİR RENK ARADIM GÖNLÜMÜN YARASINA

altBir  haftadır çok hastayım. Sokakta yürürken yüzüme kim aksırdı, tıksırdı hatırlamıyorum. Evin dışında insanlarımızın çoğu o kadar dikkatsiz ki gelişi güzel yanından geçen insanın yüzüne doğru öksürüyor, aksırıyor; hatta gözümüzün içine bakarak sümkürüyor, hönkürerek tükürüyor. Boğazında kazı çalışması yaparken senin sağlığını etkileyebileceğini hiç umursamıyor. Medeniyet asıl nedir  öğrenmemişiz, öğretmemişler, öğrenmeye de meyilli değil gibiyiz. Neyse bunlar başka konular...

Birilerinin viris potansiyelini kapmışım bir haftadır bakteri yüklü tank gibiyim. Gözlerimden ateş fışkırıyor ve gözyaşlarım istem dışı pınarlarından katre katre yeryüzüne dağılıyor.. Elimi kolumu kıpırdatacak halim yok. Bir görünmez virüs görünen koca gövdeyi yıktı, attı; tuş etti. yatak yorgan süründürüyor. İnsan canı böyle bir şey işte; hiç ölmeyecekmiş gibi dimdik, kasım kasım kasılırken, bir anda canın bir virüsü alt edemeyecek kadar çaresiz kalıveriyor. Hiç bir varlığa güvenmemeyi o anlarda öğrenirsin, ama bazen öğrendiğin fayda vermez olur...

Bogazım iltihaplanmış, konuşamıyorum. Doktora göründüm, verdiği ilaçlar daha bir süründürüyor. Geceleri uykusuzluktan muzdaribim; hapşuruklarım da başladı. Açılırım, birqz afiyet bulurum gibisine hapşurmayı iyi sayıyorum. Hastalığımı yakın çevreme bulaştırmamak için itina gösteriyorum. paketlerce mendil kullandım. Dermanı derdi verenden dualarla arandım. Velhasıl gribim, garibim. Çok şükür Rabbime bugün de hayata uyandım. Lakin sağlık elden gidince dünya gülse, gülünmüyor. 

Herkeslere afiyet dileklerimle, herkeslerden şifaya vesile dualar bekliyorum.

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ