Bağdadlı Rûhî'den Nevrûz Gazeli

Bağdadlı Rûhî'den Nevrûz Gazeli
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazar, 23 Mart 2014 11:44
Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
 
عشق جانبخش اولور اول دمِ نوروز گبی
صکره امّا که یاقر آدمی تموز کبی
 
Aşk cânbahş olur evvel dem-i nevrûz gibi
Sonra ammâ ki yakar âdemi temmûz gibi
 
Aşk evvelâ nevruz zamanı gibi cana can katar
Amma ki sonra insanı Temmuz sıcağı gibi yakar kavurur
 
جاننی آتشِ عشقیله یاق اول ماهک کیم
بزمکی روشن ایده شمع ِ شب افروز گبی
 
Cânını âteş-i aşkıyla yak ol mâhın kim
Bezmini rûşen ide şem’-i şebefrûz gibi
 
Canını o Ay yüzlünün aşk ateşiyle yak
Böylece geceyi aydınlatan mum gibi meclisini aydınlatsın
 
 
ایلدک صبحنی اغیارِ جفاسازله گرم
هب بو صاوقلغه باعث او بدآموز گبی
 
Eyledik subhunu ağyâr-ı cefâsâz ile germ
Hep bu savukluğa bâis o bedâmûz gibi
 
O cefa eden yabancılarla dalaştık, nevruzun serin sabahını kendimize sıcak ettik
Bu soğukluğa sebep, bize kötü şeyler öğreten o sevgili olmalı
 
 
بزمِ عالمده کچوردک نیجه عید ِ نوروز
کورمدک دورِ وصالکده گچن روز گبی
 
Bezm-i âlemde geçürdük nice iyd-i nevrûz
Görmedik devr-i visâlinde geçen rûz gibi
 
Şu âlem meclisinde nevruz bayramı gibi güzel ne günler geçirdik
Lâkin onunla vuslat içinde geçirdiğimiz gün gibisini yaşamadık
 
 
دعویء شعر یراشور اکا کیم طبعنده
اوله روحیء سخن سازده کی سوز گبی
 
Da’vi-yi şi’r yaraşur ana kim tab’ında
Ola Rûhi-yi sühansâzdaki sûz gibi
 
Kimin şairlik tabiatında söz ustası Rûhî’deki gönül yangını varsa, şairlik davasında bulunabilir
 
 
   Birinci beyitte cânbahş, dem, nevruz, temmuz kelimeleriyle hem tenasüp hem tezat sanatı yapılıyor. “Dem” kelimesi iki anlama gelir. Rûhî burada kelimeyi iki anlamında birden kullanıyor. Birincisi “Nevruz vakti, bahar mevsimi”, ikincisi “Nevruz vakti esen ılık rüzgâr”. Öte yandan “dem” kelimesi üçüncü bir anlamda daha kullanılıyor. Dem, nefes demektir. Nevruz’un nefesi, can veriyor, ölüyü diriltiyor. Burada da İsa aleyhisselâm’ın şifalı nefesine gönderme yapılıyor.
 
   Mâh kelimesi, gökyüzündeki Ay’dır. İkinci anlamı, yuvarlaklığı ve parlaklığı dolayısıyla sevgilinin yüzüdür. Bu beyit bize o devirdeki güzel yüz hakkında fikir veriyor. Demek ki o zaman yuvarlak, beyaz yüzlüler güzel olarak algılanıyormuş.
 
   Mâh, şem’ ve şebefruz kelimeleri arasında tenasüp sanatı var.
 
   Geceleri meclis kurulduğu zaman ateş yakılır. Kapalı mekânlarda ise mum yakılır. Gece meclislerinde yakılan mum, sevgilinin yüzüdür. Sevgili meclisi girdiği zaman, ortalık aydınlanır. Burada uzaktan da olsa, Yûsuf aleyhisselâm'ın parlak yüzüne gönderme yapılıyor. Şem’ (mum) kelimesinin daha çok anlamları vardır. Bu şiirde tasavvuf hâkim olsaydı, şem’ kelimesinden kasıt, Ahmed Muhammed Mustafa aleyhisselâm olurdu.
 
   Dördüncü beyitle Rûhî, âlem, iyd, devr, rûz ve nevruz kelimeleriyle tenasüp sanatı yapıyor ve mevsimlerin döngüsüne işaret ediyor. Bu beyitte genellikle yumuşak harfler seçilmiş. Böylelikle okuyanı hayal âlemine daldırmak, ufuktan ufuğa uçurtmak istemiş.
 
   Son beyitte Rûhî şairlikte ne üstün bir mertebede bulunduğunu, herkesin bu mertebeye gelemeyeceğini ifade ediyor.
 
   Bu gazelde Eski Anadolu Türkçesine ait bir kelime kullanılıyor: “savukluk”. Bu kelime zamanla “soğukluk” şekline dönüşüyor. Anadolu’da, büyük şehirlerden uzakta kalmış yerlerde bu kelime henüz varlığını sürdürmektedir.
 
   Bu şiirdeki zor kelimelerden biri de Farsça “bedâmûz” kelimesidir. [Bed + âmûhten (öğretmek) > âmûz] (kötü şeyler öğreten). Mevlânâ’nın güzel bir dörtlüğü vardır. Bu kelime orada da geçer.
 
با دل گفتم ز دیگران بیش مباش
رو، مرهم لطف باش چون نیش مباش
خواهی که ز هیچکس بتو بد نرسد
بدگوی و بدآموز و بداندیش مباش
 
Bâ dil goftem zi dîgerân bîş mebâş
Rov, merhem-i lutf bâş; çon nîş mebâş
Hâhî ki zi hîçkes be to bed neresed
Bedgûy u bedâmûz u bedendîş mebâş
 
 
Gönlüme dedim: Başkalarından ziyâde olma
Haydi; lutuf merhemi ol; diken gibi olma
İster misin kimsenin kötülüğü dokunmasın sana
Kötü sözlü, kötülük öğreten, kötü düşünceli olma
 
   Bence bu gazelin en güzel beyti, birinci beyittir. Zira aşk’ın tarifi yapılmaktadır.
 
   Selâm ile.
     
     Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir