Bölüm: 2
Kırk yıl önce basılan bir gazetenin hazırlanışı şu şekilde olurdu: Gazetelerin haber, makale ve diğer yazıları ile ilân ve reklamlar, genellikle 8, 10 ve 12 puntoyla yazılır. Başlıklar ise 18 ile 72 punto arasında değişen harflerden yapılırdı. Her karakterin değişik olanları da dikkate alınırsa, kurşunda dökülmüş çok çeşitli harfler bulundurmak zorunluluğu vardı. Ve bu harfler ayrı ayrı tahta kasa gözlerine ve kurallarına göre konulur, kullanımı ise tek sisteme göre yapılırdı.
Söz konusu hurufat denen harflerin bulunduğu kasalar ile basım makinesi ve öteki takımların konulduğu yer, matbaanın mürettiphanesidir. Harfleri kullananlara mürettip denildiği için, o salona ya da odaya mürettiphane denilmiş.
Gazetenin haber ve yazıları, genellikle yaşları on sekizin altında olan ilkokuldan sonra eğitimini noktalamış çocuk denilebilecek yaştaki mürettiplere paylaştırılır; mürettipler, kendilerine verilen daktilo edilmiş yahut kara kalemle saman kâğıdı denilen sarımtırak kâğıtlar üzerine yazılmış gazete yazılarının bir kenarına düşülen nota göre, o yazıları önlerindeki kasalardan, elde tutulan kumpaslara dizerek gazete yazılarını hazırlarlardı.
Bu çocuk yaştaki çalışanların üzerlerindeki iş elbiseleri, maruz kaldıkları mürekkep ve yağdan dolayı yeni asfaltlanmış yol görünümündeydi. Elleri ve yüzleri ise gece gibi simsiyahtı. Kim oldukları dışarıdan biri tarafından asla anlaşılmazdı.
Yavrucaklar sanat öğrenmek için yarı aç, yarı tok; gece, gündüz demeden, hiç kaytarmadan durmadan harf dizerek, gazete yazısı yazarlardı. Pek çoğu gazeteyi baskıya hazırlamak için, geç vakte kaldığından evine bile gitmez, hurufat kasalarının altında yatarak geceyi geçirir, sabahleyin yine harf dizmeye devam ederdi.
Onlar gazetelerin okurlarca hiç bilinmeyen asıl kahramanlarıydı…
Ayfer AYTAÇ