KENDİ ÇOCUKLARINDAN ÇOK ESNAFIN BABASIYDI…
Isparta’nın öğretmen ordusunda, esnaflığında, siyasetçiliğinde ve oda başkanlıklarında bir zamanlar nam-ı diğer “Cingen Teyfik” Tevfik Önem vardı.
Ispartalılar kendisini -arkasından konuşurlarken- nam verdikleri isimle “Cingen Teyfik” diye anıyor olsalar da, yüzüne tüm samimiyetleriyle “Baba” diye hitap ederlerdi. Nüfus kütüğünde kayıtlı duran “Tevfik” ismi çoktan unutulmuştu.

O gerçekten başta esnafa olmak üzere, herkese babalık eden zat-ı muhterem bir insandı. Herkesin halinden anlayan, dertlinin derdiyle dertlenip çare bulmaya çabalayan, yardımseverlikte öncü, babalık payesini hak etmiş çok yufka yürekli bir adamdı.
Kader denilen rüzgar bir esti miydi, insanı aklına gelmedik yerlere sürüklüyor. Sonra diniyor, duruluyor bu rüzgar ancak bazen iş işten geçmiş oluyor. Uğranılan felaketin telafisi mümkün olmuyor. Rüzgarın durduğu yerde tutunabileceğiniz bir dal varsa, hayat size tekrardan güzellikler sunuyor. Tadını çıkararak yaşayabileceğiniz gücünüz kalmışsa tabii…
Tevfik Önem’in kaderi, babasının Erzurum’dan Isparta’nın Keçiborlu ilçesine gelişiyle başlıyor. Keçiborlu ilçesinde kükürt işletmelerinin temelinin atıldığı yıllar… O gün görevli olarak temel atma töreninde bulunan ihtiyat subayı Süleyman Önem, Keçiborlu ilçesini sakin ve geleceği parlak görüyor. Askerlik görevinden ayrılıp, bu şirin ilçeye yerleşmeye karar veriyor. “Kükürt fabrikasına girer çalışırım.” diye düşünüyor. Fakat fabrikanın üretime geçme süresine kadar ilçenin bağlı olduğu Isparta ilinde yaşamayı tercih ediyor.
Isparta’da imkanlar daha fazla olduğundan ev bulması maddi şartlarına göre daha kolay oluyor. Bu süreçte Ispartalı bir hanımla evlenerek, memleketi Erzurum’dan bir daha dönmemecesine tamamen kopuyor. Yeni şehrini ve eşini çok sevdiğinden Erzurum’da yaşadığı yılları unutmayı seçiyor. Mutlu evliliği, ilk oğlunun dünyaya gelmesiyle daha da perçinleniyor.
Isparta doğumlu ilk erkek evlatlarına aile büyüklerinden birinin ismi olan Tevfik adını veriyorlar. Tevfik, Allah’ın yardımına kavuşan demek. Bu anlamından dolayı da ismi tercih etmiş olmaları, akrabalarınca daha çok takdir görüyor.
Saadet dolu bir ailede her türlü güzellikler içinde çocukluğunu yaşayan Tevfik Önem, iyi bir eğitim alarak şimdinin Endüstri Meslek lisesi diye bildiğimiz, o zaman ki adıyla “Erkek Sanat Okulu”na öğretmen olarak atanıyor. Mesleğini eline alan Tevfik Önem, ardından hemen Isparta’nın tanınmış ailelerinden birinin kızıyla dünya evine giriyor. Ve bu evliliğinden biri erkek, üçü kız tam dört çocuk sahibi oluyor.
Tevfik Önem öğretmenlik yaptığı süre içinde tanıştığı bir arkadaşının: “Az maaşa talim etmekten, ay sonunu getirememekten yoruldum. Beni kurtar bu cendereden…” diye sıklıkla yakınmasının etkisinde kalıp, birlikte torna tesviye atölyesi açarak esnaflığa atılıyor. Ve yedi sene hiç ara vermeksizin, çok severek yaptığı öğretmenlik hayatına arkadaş hatırına nokta koyup, esnaflığa soyunuyor.
O vakitler Demokrat Parti’nin ülke genelinde gündemden düşmediği, gazete manşetlerinden inmediği dönem… Ülkenin Başbakanı Adnan Menderes’in yargılandığı günler… Esnaf bu aşamada günümüzdekinden daha çok zorluk yaşıyor. Lakin özveriyle zorluklara direniyor. Kazandığı üç kuruşa kanaat ediyor. Eşinin, çocuklarının isteklerini duymazlıktan geliyor. Feryadını içinde bastırıyor. Ülkenin selamete çıkması, işlerinin düzelmesi için işçi, esnaf sıklıkla bir araya gelerek toplu dualar ediyor.

Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı Adnan Menderes’in asıldığı haberi… Azınlık bir grup dışında, ülke genelinde bir keder, bir elem; idam haberini her duyan gözyaşına boğuluyor, yasa bürünüyor. Isparta’da Halk Partililer bile üzgün… Gözyaşlarını, burunlarının yanlarına inmeden ellerinin tersiyle silmeye çalışsalar da, görüntülerindeki metanetliğin zorluğu herkesçe hissediliyor.
Hayatın normale dönüşü kolay olmuyor. Lakin zaman denilen çark, yaşayanlara yeni sürprizler, yeni fırsatlar getirerek dönmeye devam ediyor. Tevfik Önem’de kaplumbağa yürüyüşüyle gelen, tavşan hızıyla kaçan bu fırsatlardan yararlanmak istiyor. İşini geliştirmek, fabrika sahibi olmak gibi hayaller kurup düşündüğü oluyor. Fakat ölümlü dünyada hırsa kapılmanın gereksiz olduğu kanısına varıyor. İş ortaklığından ayrılıyor. Bu ortaklıktan ayrılışta eline geçen sermaye payı parayla, kendi adına küçük bir bakkal dükkanı açıyor. Kısa sürede dürüstlüğüyle, yardımseverliğiyle, saygın kişiliğiyle adını duyan, kendini gören herkesçe seviliyor. Mahallesinin zorluklarını gidermeye çalışması, bu uğurda Belediye Başkanı’yla görüşme çabaları, garibana veresiye defterine yazmadan bakkalından ne isterlerse almaları konusunda yardımcı olması, etrafından takdir görüyor.
Ve Ispartalı diğer esnaf onu “Esnafın haklarını savunsun, birlik beraberliklerini sağlasın…” diye, yoğun ısrarla başlarına -Başkan- olarak geçirtiyorlar.
Tevfik Önem genç denilecek yaşta, seçildiği başkanlıkta tam otuz altı yıl aralıksız Isparta esnafının koruyup kollayıcısı olarak hep en tepede oturuyor. Dahası başkanlıktan öte “Baba” unvanına layık görülüyor. Bu yaklaşım kişiliğine öyle bir yaraşıyor ki, yalnızca kol kanaat gerdiği esnaf değil, onu tanıyan herkes kendisine “Tevfik Baba” diye sesleniyor.
Tevfik Önem’in “Cingen Teyfik” olarak anılmasının nedeni de bu lakabın kendi dilinden çıkıp, sıfatına yapışmasından dolayı oluyor. Şöyle ki; Esnaf Birliğinin Başkanı olan Tevfik Önem, bir defasında esnafla toplantı halindeyken… (Birinci Bölümün Sonu)
AYFER AYTAÇ
(Görseller temsilidir)