KENT İÇİNDE BİRÇOK KENT


Şehir diye bildiğimiz yerde yaşıyorduk senelerdir. Onbeş mahalleden oluşan, kendine özgü şirinliği olan bir şehirdi bizim şehir Isparta’mız…

Sonra Isparta büyümeye başladı, mahalle sayısı arttı. Şehrimize kent denilmeye başlandı ve bu kentimizin içinde bir başka kentler oluşuverdi; Halıkent, kent içinde ilk kent…

Halıkent bir semt oldu aslında… Fakat her geçen gün artarak yapılan yeni siteler, bu semti ‘ayrı bir şehir, ismine göre kentmiş’ havasına soktu.

Halıkent’ten sonra Işıkkentimiz oldu; sonra Batıkentimiz, Yağmurkentimiz, Durukentimiz, Gülkentimiz, Akkentimiz… Derken şimdi de Ulukentimiz yaşama geçmiş. Gözümüz aydın, hayırlı olsun.

Vallahi ben gerçek Ispartalıyım ve ara sıra bir başka illere gidip gelsem de, oralarda bir süre kalsam da döner şehrime gelirim. Her defasında da Isparta’yı aynı bulurdum. Isparta benim ata ocağım. Gelişmesini isterimde özünün değişmesini hiç istemezdim. Şu kadar senedir Isparta’da yaşamışlığım var. Ne ara kent içinde kentlerimiz oluştu, beton binalar etrafımıza doluştu bilemiyorum. İnsan içinde yaşadığı şehrin büyüdüğüne inanamıyor. Tıpkı evimizin içindeki çocuklarımızın büyüdüğünü fark edemeyişimiz gibi…

Dün, bütün gün çarşıları dolaştım. Alışveriş yapan insanlarla görüştüm. Sonra “Epeydir şehrimin çehresini görmüşlüğüm yok, şöyle bir dünya gözümle göreyim.” diye, otobüsle birkaç mahalleyi turladım. Duraklara gelip giden otobüslerin üzerlerindeki semt tanıtım levhalarını okudukça gözlerime inanamadım. Işıkkent’i, Akkent’i filan duymuştum da, Ulukent’imiz ne ara kuruldu; yeri nerededir, ismine neden Ulu denilmiştir? Bizim burada Uludağ olmadığına göre, hangi ulular anılmak için Ulukent denilmiştir, bilmek istedim. Gördüm ki, orası da apartman sergisinden başka bir şey değilmiş…

Allah aşkınıza başka isim aklınıza gelmiyor mu da, kent içinde her mahalleye yeni kentler ekliyorsunuz? Ben şaşırıyorum bu hallere, sizleri bilmem. Hah, bir de Yenişehir diye (Çünür mevkii, üniversite civarında) bir mahalle daha oluştu. Daha nice kentler-şehirler olursa hiç şaşırmayın. Zaten şaşırmazsınız biliyorum. Çünkü siz Ispartalı değilsiniz. Ispartalı olsanız bile, şimdi hangi kentte oturuyorsanız, artık oralısınız. Mesela Ulukent sakiniyseniz, siz de Ulukentlisiniz demektir.

Yine dün otobüsün içinde bir polis memuruyla bu konuyu konuştum. Benim yadırgayışıma, onun yaklaşımı şöyle oldu:

“Abla Isparta büyüyor… Yakında Isparta dediğin yer, İstanbul’un taksimi kadar kalır. Yeni yapılaşan semtlerde, Isparta’nın ilçeleri olur.”

Olur mu? Olur…

Konuştuğum polis memuru, büyüyen Isparta’ya yönelikte şu değerlendirme de bulundu:

“Zaman geçtikçe her şey değişiyor abla… Eskiden bir polis arkadaşımız suçlu bulduğu beş kişiyi alıp karakola götürüyormuş. Şimdi beş polis bir suçluyu götürmekte zorlanıyor. Yasalar ‘suçlunun da hakları vardır’ dediğinden, polisliğinde bir cazibesi kalmadı. Her değişime normal bakacaksın anlayacağın, günümüzde hiçbir şeyi yadırgamayacaksın.”

Yadırgamamak elde mi?

Ayfer AYTAÇ

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top