İSLAMİYET

Günümüz şartlarında çoğumuz nezdinde İslamiyet; sadece başımız sıkıştığında duaya sarılıp başvurulan, savaşta ve cenazelerde aklımıza gelen, sonra unutulan gibidir. Dahası bazılarınca adeta -İslamiyet- insanları kandırmak için kullanılıp savaştan, âfetten, cenazeden sonra unutulan haldedir. İslamiyet, işinize göre yönlendirilen bir araç değildir. İslamiyet hayatın kendisidir ve bir bütündür; inanç, yaşayış ve her şeydir.

İslamiyet; yalnızca kriz anlarında başvurulan bir teselli değil, hayatın her alanına yön veren bir ölçüdür. Savaşta, barışta, ticarette, siyasette, ailede, vicdanda ve kalpte…

İslamiyet sadece bir din değil, bir nizamdır. Devletin de, bireyin de İslam’ı yalnızca zor zamanlarda hatırlaması doğru değildir.

İslam yoksa, insan yoktur. Düzen, nizam, intizam yoktur!

İslam, bedenin ruhudur. İslam, kalbin sürurudur.

“İyi bir Müslüman” olmak için yaşayan hiçbir kimsenin kılavuzluğuna ihtiyacımız yoktur. Ancak devlet büyükleri, yaşantılarıyla idaresindekilere örnek olmalıdır.

Rehberimizi Rabbim belirlemiş, Hazret-i Muhammed (s.a.v)

Cenâb-ı Hak buyuruyor:


Bismillahirrahmanirrahim


“(Rasûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ 107. Ayet)

Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu:


“Allah’ım! Sen’den sevgini, Sen’i sevenlerin sevgisini ve Sen’in sevgine ulaştıracak ameli talep ediyorum.”

Bizim talebimiz de, Peygamberimizin yaptıklarını takip ve taklit etmemizdir.

Şimdiki sistem üzere, içinden ahlakı sıyırıp attığımızda dinin ne anlamı kalır ki? İnsanları Allah ile kandırmaktan başka bir işe yaramaz. Ahlak her alanda herkese lazımdır, lüzumludur.

İslâm tüm hayata uyumlu bir dindir. Tam tatbik edebilen; yaşamında yanlış yapmaz, doğru yoldan şaşmaz.

İslâm, Yüce Allah’ın buyruğuyla; zina edene, hırsızlık edene, içki içene, dinden dönene yaptığının -yanlış- olduğunu belirtir. Bu hususlar insan sağlığına da zararlıdır ki; burada Rabbimizin kullarına ne kadar sevgi gösterip, değer verdiğini görmekteyiz . Elhamdülillah…

İçkinin haram olduğunu her Müslüman bilir, bilmesi gerekir ama yöneticiler bu hususlardan bîhaber gibiler… Neredeyse şehrin sokaklarında her köşe başı tekel bayiidir.


“Sigara sağlığa zararlıdır.” denilir (Doğrudur da… Zira kendimde maddi-manevi zararını görmüş biriyim.) fakat gençliğimizde ekranlardan doktorlara reklam yaptırıp, bizim neslimizi sigara tiryakiliğine özendirmişlerdi. O zamanın yöneticilerinin işlerine öyle gelmiş olmalıydı.


İçki zararlı değil midir? Hem de ne zararlıdır. İnsanın beynini mahveder, karaciğerini perişan eder. Lakin ülke ekonomisine iyi katkı sağlar. Bu sebeple idareciler İslam’ın sadece işine gelen kısmını alıyorlar.

Dünyalık için yaşayanların, İslam ile Allah Teâlâ’nın hükümleri ile işi olur mu? (Hâşâ!)

Dine en büyük zararı -maalesef- dünyevi gayeleri için gözleri perdelenmiş menfaatçiler veriyor.

Cenâb-ı Hakk buyuruyor:


Bismillahirrahmanirrahim

“Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır…” (Şûrâ Sûresi 42. Ayet)

İdrak edebilen, ürperir bu uyarılardan ve yaşamına özen gösterir. Şahsımın gayreti o doğrultudadır.

Bu dünya; üç günlük saltanat…
Hadi uzatabilirsen, bir gün daha uzat…
Ölüm ki; ya azap, ya azat…
Ne olur, azat olanlardan eyle Ya RABB!

Rabbim! Bizim Sana olan inancımızı sabit kıl! Senin yolunda sapmadan yürümemizi kolaylaştır, zorlaştırma! Amin…

Rabbim gidişatımız iyi yönde değil, akıbetimizi hayırla sonuçlandır inşallah…

“Rabbi yessir ve lâ tuassir Rabbi temmim bi’l-hayr.“

Ayfer AYTAÇ

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top