İNSANA YATIRIM YAPACAKSIN…
Dünyaya bir defalık gelme şansına sahip olan insan neslini; dizilerle, şeytanı sevindiren yarışmalarla oyalamayacaksın. İnsana “İnsan” olduğundan dolayı değer vereceksin. Hakikatleri öğreteceksin, doğruluğun fazîletini belleteceksin. Dinen, vicdanen hakkında hayırlı olacak konularda koşullandıracaksın. İnsan beynini bilgiyle, kalbini sevgiyle donatacaksın… Velhasıl vizyonlarda, projelerde insana yatırım sağlayacaksın…

Ruhsal gelişmenin yolu; sevgiyi, bilgiyi beyne nakletmekten geçer…
Televizyon haberlerinde izliyoruz sapıkları… Kadına, çocuğa canilik, sarkıntılık yapanları, şiddet uygulayanları, kısaca hasta ruhları…
Sunucular ahkam kesiyorlar:
“Bunları tıkacaksın içeri, gün yüzü göstermeyeceksin!”
“Böylelerini asacaksın, keseceksin!” diyerek halkın gözünde değer bulmaya, sosyal medyada fanlarının sayısını artırmaya çalışıyorlar.
Hiç kimse demiyor ki:
“Hastayı, sapığı, caniyi cezalandırmadan önce terapiyle tedavi ettir.”
O da Allah’ın dünyaya cennetten nur gibi gönderdiği bir kul, bir bebekti… Masumken bir şeyi yokken, sonra neden böyle olmuş? Bir öğrenin bakalım hangi şartlarda, niçin o hale dönüşmüş…
Her önüne gelen evleniyor, ana-baba oluyor da, acaba -devletçe- çocuklarını yetiştirme konularında takibe alınıyorlar mı?
Cahil hata yapmaya açıktır ve işin en kötü yanı cahilliğini bilmez, kendini herkesten bilgili sanır. Böylelerini azaltmanın, azgınlığın önüne geçmenin yolu, öncelikle insana yatırım yapmaktır.
Bence her konudan daha çok gerekli; eğitin insanları…
Bir yandan da yüreklere sevgi aşılayın; kine, nefrete karşı koyun… İyiliğe yönelik, kötülüğe tepkili, temkinli, dirayetli insanlar yetiştirin. Kime ne verirsen, onu alırsın. Tarlaya ne ekersen, onu biçersin. İnsanı yanlışa karşı, doğru olarak aydınlatırsan, hakkaniyetle eğitirsen; toplumun düzelmesi daha hızlı ve kolay olacaktır.
İnsanımız “Hakiki” eğitimden mahrum… Okumuş cahilimiz çok fazla zira okullarda ezbere dayalı diploma sahibi olunuyor. Bence buna okumak denmemeli. Diploma almış, böylelerinin çoğu da torpille iş bulmuş. Emek vererek diplomayı hak edenin hakkı gasp edilmiş. Doğru eğitim olsa, vicdanlar devreye girer; hak yemeye, harama göz dikmeye müsaade etmez.

Görüyorsunuzdur; öğrencilerin pek çoğu kafelerde kızlı-erkekli gruplar halinde vakit öldürüyor. Sınav zamanı gelince derslerine yönelik çıkabileceği muhtemel soruların cevaplarını ezberliyor ve diplomayı alan herkes eğitilmiş sanılıyor.
Hayır, benim sözünü ettiğim eğitim şekli bu değil. Üniversitelerin her şehre, yöreye göre açılması, bakkal dükkanı gibi çoğalması, gençlerin eğitimine yönelik değil ne yazık ki… O şehrin kalkınmasına katkı sağlasın düşüncesiyle üniversiteler çoğalıyor. Şehirlerin gelişmesinde öğrenci giderlerinden medet umuluyor.
Turistler bile öğrenciden daha ucuza ülkemizde tatil yaparken, çoğu emekli ailenin çocuğu olan nice gençler “Okumak için evden ayrılıyor.” sanılıyor. Oysa pek çoğu, aile baskısından kurtulmak, dolu dolu özgürlük yaşamak için -eğitim ayağına- evinden sırra kadem basıyor. Ailesinin geleceğe dair umut tuttuğu öğrenciler; makarnayla beslenerek, dişten tırnaktan ayrılarak gönderilen paraları, kafelere kazandırıyorlar.
Ülkeler üretimle kalkınır. Makarna yiyerek, ezberden sınıf geçen çocukların dört yıl süresince şehirlerin esnafına bıraktığı üç beş kuruşla değil!
Bu şekilde eğitim olmaz. Bu tür sistemle eğitilen nesil, dingin ve cesaretli olamaz. “Sadakat ne, sevgi ne?” bilemez. Hayatında karşılaşacağı üzüntü ve düş kırıklıklarına karşı koyamaz. İnsana daha küçük yaşta iyilikten ve kötülüklerden bahsedeceksiniz zira her ikisi de öğreticidir. Sevgiyi sunarak göstereceksiniz. Hayatta insana gerekli olan önce yol değildir, yoldaştır. Yoldaş, sevgi ile edinilir. Sevginin, şehvet duygusundan uzak, kalpleri ısıtıcı, insanları birbirine kaynaştırıcı olduğu bilincini beynine nakşedeceksiniz. İnsan, insanlığı dahi eğitimle öğrenir.
Her insanın öğrenmesi gereken ilk dersi şudur:
Tüm insanlık birdir, Allah nazarında kuldur, kullukta eşittir. Ama hayatta deneyimler her birey için özgün biçimde sunulabilir. Misal; kardeşinizin deneyiminden siz bir şey öğrenemezsiniz, o da sizinkinden öğrenemez.
Yüce Allah dünyalık imtihan salonunda soruların cevabını irademize ve nefsimize bırakmış. Ama bize akıl gibi bir nimette vermiş ki, nefsimize göre hareket etmeyelim diye… Bunu başarmamız için eğitimden geçmeliyiz. Önce aile ocağında, sonra devlet kucağında; doğru zamanda, insanın ruhunu incitmeden, insanın özelliklerine göre özel ve güzel bir eğitim sistemi ülkem adına son derece şart diye düşünmekteyim.
Ülkemle ilgililer, bu konuları iyi düşünsünler derim.
Ayfer AYTAÇ