BASININ BASIMI

Bölüm: 4

Eski sistemde Anadolu baskılarında gazeteye bir resim kullanabilmek için, İstanbul’dan alüminyum saçtan yapılan klişelerin gelmesi beklenirdi. Zira gazeteler klişe resim basımı yapıyordu.

Siparişinden günler sonra ele geçirilen klişedeki resim, yıllarca kullanılırdı. Bu yüzden o resme uygun haberlerin sık sık ancak farklı konular oluşturarak değerlendirilmesi yapılırdı. Örneğin, üstten bakılarak görüntü tespit eden, dikdörtgen şeklindeki fotoğraf makinelerini kullanır olmuştuk. Bu fotoğraf makinesiyle çektiğimiz filmleri İstanbul’a gönderir, oradaki ustalarca klişeye istediğimiz fotoğrafı basılmış halde teslim etmesini beklerdik. Bu fotoğrafları genellikle ilimize gelmiş devlet büyükleri için çekim yapar, klişeye bastırır, arşivlerdik. Yeri geldikçe, o devlet adamıyla ilgili bir konu çerçevesinde klişe fotoğraf gazetenin manşetini oluştururdu.

Daha sonra bizim yerel gazetemizin patronu, fotoğraf çektiğimizde film tabını öğrendi. Objektifine üstten bakarak çektiğimiz fotoğrafları, gazetenin iç bölümünde bulunan karanlık odada kendisi yıkar, kuruturdu. Böylece yeni sistemle filmi gazeteye koyardık. Bu sistem Anadolu Basını için büyük gelişmeydi ve sadece bizim ilimizde, bizim gazetede vardı. Diğer yerel gazeteler hâlâ klişe resim basımı yapıyordu.

Devam eden yıllarda gazetemize -daktilo- gibi, yazılan yazıları kurşunda harf döküp, sonra imha eden makineler geldi. Entertip, linotip gibi… Bu teknolojiyi getiren matbaa sahibi daha bir tercih edilen, saygınlık gören, iş kazanan olduğundan; patronumuz para kadar, sükse de kazanan oldu.

Bu makineler, klavyelere basıldığında -matris- denilen harfleri yan yana getirerek yazıyı meydana çıkarır, bu yazılar kaynar ve sıvı halindeki kurşunun yanına getirilir, kurşun bu satır halindeki harflere püskürtülerek satır satır harflerin basımı gerçekleştirilmiş olurdu.

Bu işlem yazanın yeteneğine göre sürat kazanırdı. Bizim gazeteye 1970’li yıllarda böyle bir teknik gelince -hurufat- denilen tek tek harf dizerek yazı yazma işlemi önce azaldı, sonra tamamen yok oldu. Ya da bir kenara kaldırıldı, müzelik oldu. Lakin bir daha hiç kullanılmadı. Aynı oranda fotoğraf makineleri de, modern matbaacılığa ayak uydurdu.

Ayfer AYTAÇ

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top