Gariban bir adam, parası olmadığı halde aç olduğu için ciğerciye girer ve iki porsiyon ciğer yer. Sonra da garsonu çağırarak parasının olmadığını, para bulursa sonra vereceğini söyler.
Şef garson kabul etmez:
“Ya parayı verirsiniz ya da bugün bulaşıkları siz yıkarsınız.” der.
Adam :

“Öyleyse arka sokakta bir dostum var, bir pusula yazayım, ona götürün parasını o verir.”
Şef garson:
“Tamam bakalım, ben giderim.”
Şef garson arka sokaktaki kişiyi bulur ve:
“Efendim, bu pusulayı size bir adam gönderdi.”
O zat pusulayı okuyunca tebessüm eder ve pusulayı gönderenin kaç porsiyon ciğer yediğini sorar.
Garson:
“İki porsiyon efendim.”
Dost, üç porsiyon parasından fazla vererek der ki:
“Bir porsiyon daha yesin, üzerine de tatlı ikram edin.”
Şef garson meraklanır:
“Efendim çok merak ettim, pusulada ne yazdığını söyler misiniz?”
Dost pusulayı uzatır. İki satır yazı vardır:
“Dağladı ciğerci ciğerimin yarasını, ciğerparem veriver ciğercinin parasını…”
Böylesi “Ciğerparelere” günümüzde hayati derecede ihtiyaç var. Kalan ömrümüzde hepimizin böyle içten ciğerpareleri olması dileğiyle…
Ayfer AYTAÇ